Tüm aranacakları sırayla dünden beri aradım. Eksik olanlar varsa da aramak istemediklerim olsa gerek. Bir niyetim olduğu için değil, sadece canım istemediği için...Atatürk Havaalanındayım, oldukça erken geldim 17:55 uçağına yetişmek için. Uzun zamandır hayal ettiğim, hep kendimi orada görüdüğüm yere şimdi gerçekten gidiyorum! Yoldayım, ve oraya gitmek için tüm hazırlıkları yaptım! Kendim hazır mıyım? Bilmiyorum????
Starbucks da oturuyorum, burasını kim ne derse desin seviyorum. Rahat hissediyor insan...Chai Tea Latte, içimi ısıtıyor, serinledi İstanbul benim ayrılmamı beklemeden. Yan masada bir kaç koreli adam oturuyor. Yabancı bir dil olmasına rağmen, bana oldukça tanıdık arada bir söylediklerini bile anlıyorum..Onların arkadasında benim çaprazımda ise üç tane asyalı kadın oturuyor. Ben geldiğimde de oturuyorlardı orada, baya bir şen şaklak kahkalarla dolu yoğun bir sohbet içerisindeler...Arkamda ise iki Çinli adamın konuşmaları çalınıyor kulağıma...Karşımda ise bir adam, türk olsa gerek nerden tanıdığımı bilmediğim, belki tv'den belki de sadece alışılmış bir yüzü olduğu için tanıdık geliyor...Arka fonda hafif güzel bir müzik çalıyor. Hala daha çok erken check-in gitmek için, heyecandan elim ayağıma dolaşıyor. İnanamıyordum, Uzun zamandır beklenen gün geldi ve çattı! Daha önce bir sınav sorusunu cevaplamak için yazdığım bir yazıya şimdi birebir her anı anlatan yeni bir yazı yazıyorum...Zaman ne ilginç, o zamanlar mümkün mü dediğim şey bugün mümkün! Başvurduğum bir proje vardı, Güney Kore'nin şehrinde Dünya Kültürlerini tanıtacak insanlar arıyorlardı. Yıllardır dilimle olan ve artık dilekten çok duaya dönüşen bu kültür faaliyeti en çok gitmek istediğim ülkedeydi! Çoğu kez şu bu nedenlerden dolayı katılamadığım böyle güzel projeler şimdi bana çifte iri fıstıklı kaymaklı lokum olarak sunuluyordu! Kaçamazdı bu fırsat, hemen başvuruldu ve heyecanla sonuç beklendi. Uzun uzadıya belirsizlikler, sorular, acaba olur mu demeler, ne yapıyorum ben diye sorgulamalar sonunda oluyormuş be! dedim, gerçekten istenirse oluyormuş: İşte buradayım!
Tüm yazım gittim gidicem ile geçti, yok uçak parası yok gidilir yok gidilmez yok kalınmaz napcam ne edicem derken bugün şu an uçakta Almati ye doğru gidiyorum....Astana’ya yaklaşmışız, nedense cenem seni hatırlattı. :) dışarıda hava çok soğukmuş -58/-59C , hızımız 575 mpg, yolumuz oldukça uzun..düşünsenize Hindistan'ı hatta hatta Çin'i geçip gidiyoruz! Ben nereye gidiyorum?? Dünyanın sonu ya da başlangıcı bu olsa gerek :)) Aklıma rahmetli dedemin sözü geldi şimdi. Kendisi çok ton ton birisiydi, nur içinde yatsın. Anneannem vefat ettikten sonra hayat onun için zor oldu, uzakta yaşıyordu, yalnız yaşamak zorunda kalıyordu. Ne bize gelmek istiyordu çevresini bırakıp ne de bizi bırakmak. İsteği tek şey yanına taşınmamız. Yazları hep yanına giderdik, bir kasabada oturuyordu. Bana hep 'o anne-babana söyle, buraya gelsinler. burada da okul var, hep o annen-baban. Hiç anlamıyorlar...Dilerim sizde büyüyünce Fizan’a gidersiniz o zaman anlarlar!' bende taa o zamanlardan meraklısı olduğum Japonya'ya gitmek için dedeme , dedecim Fizan'ı boşver Japonya de sen, orası daha uzak derdim koca bir gülümseme ile :D..Dedem de caponya maponya Fizan’dan uzağa gidinde neresi olursa olsun derdi :D Belki de dedecim duaların geçti :D ancak caponya demenden olsa gerek bu evrendeki karışıklık, Kore'ye gidiyorum çünkü :D
Peki Kore'ye nasıl gidilir??? İşte bu soruyu çok sordum kendime, benim gibi meraklılarına yazıyorum bu yazıyı. Benim gibi İstanbul dışında yaşayanlar varsa o zaman bir kaç gün öncesinden moral olması için İstanbul'a gelinir, arkadaşlar görülür ve gitmeden mutlaka Arap sokağında bir falafel yenir. Bol bol zeytin yemeyi de unutmayalım lütfen, orada zeytin çok pahalıymış!!
Sonrasında gideceğiniz gün gelir çatar ve siz aranması gereken herkesi bir hoşçakal demek için ararsınız :))) son kontrole girmeden önce henüz içmemiş olduğunuz 1 lt suyu öylece atamayacağınız için bitirmeye çalışır ve sonra uçuş boyunca wc kollarsınız :D..uçaklar ise kocamandır, hani şu hep amerikan filmlerinde gördüğümüz, düşürmek için uğraştıkları uçaklardan (Allah korusun dediğinizi duyar gibiyim!) yanınıza yakışıklı bir iş adamının oturmasını beklersiniz, ancak gene yaşlı ve evli bir çift oturur. Neyseki ben şanslıyım benim yanımdakiler en azından genç ve evliydi! Ne sandınız?? Yakışıklı bir iş adamı oturdu ve aşık mı oldu?? Hayır canım, o gerçekten sadece filmlerde olur :D Üstelik tesadüfe bakın yanıma oturan çift Japonmuş! biraz olsun tutturur gibi olduk duayı :)..
Peki Kore'ye giderken ne yenilir?? Valla ne bulunursa yenilir, gittiğim yerde peynir-ekmek-zeytin yoksa ve çok pahalıysa gerisini siz düşün!! Uçakta hem Kore yemeği olan bibimbap hem de normal biftek menüsü var. İstediğinizi seçiyorsunuz, nasılsa hep Kore yemekleri yiyeceğiz, bari yolda batı yemeklerinin tadını çıkaralım, dimi??
İngilizce bilmek gerekir mi?? Yani hostesler dahil pek İngilizcesi iyi olan yok. Anlaşması biraz zor oluyor. Bende doğma büyüme İngiliz değilim, ancak iyi bir İngilizce bilgisine sahibim :)) Ama gezerken buna pek de gerek yok galiba :D Şahsen Türkçe ile derdimi anlatıyorum, ya da çat pat Korece, şimdiden baya gelişti :D
Yolculuk için ne yapmamalı?? Kesinlikle çok eşya almamalı! Fazla kg için, kg başına 62€ alıyorlarmış!! Hayatımda ilk defa bu kadar çok para alındığını duydum!! :S bu ne yaa??? O kadar uğraştım, gene de 15kg ile gittiğim havaalanında 19kg ile geçtim :S Ben nerde yanlış yapıyorum acaba?? :D
Bir kaç saat sonra sonunda uçağa binmeye yaklaşmıştım! Giden herkes Koreliydi belli, sıra bana gelince Atatürk Havaalanındakiler, Türk olduğumu duyunca şaşırdılar, onlara benziyormuşum, üstelik uçaktaki 2. Türkmüşüm, işte buna inanırım! Sonunda uçağa bindim. Kocaman bir uçak, bu kadar büyük bir uçağa ilk defa biniyorum. Daha önce sık sık bindim denebilir. Genellikle uzak olan Avrupa şimdi ne kadar yakın görünüyor. Yanımda yeni evli bir çift oturuyor, daha önce de havaalanında görmüştüm. Aslında şu anda daha önce gördüğüm pek çok insanla yanyana ya da arkalı önlü oturuyorum. Uzun bir yolculuk olacak, gerçekten de öyle oldu..Yaklaşık 10saat uçtum, üstelik direk uçuş. Bir de saat farkı 9 saat ileri, baya bir döndü başım! Gittiğiniz yer Hindistan’dan bile öte, Hindistan mı?? Çin’i aşıp dünyanın sonuna gidiyorsunuz gerçekten ^^ Çin’i geçerken göremedim bile o kadar yüksekten uçtuk.
Uçakta yanımdaki Japon çift çok tatlıydı. Yeni evlenmişler, balayı için önce Mısır’a sonra Türkiye’ye gitmişler. Baya bir sohbet ettik, gene de bir yerden sonra zaman geçmek bilmedi. Uyumak ise zordu. Sonunda tekrar güneş doğdu ve yavaş yavaş kara görünür oldu. İşte Kore:
Burası Incheon Havaalanın olduğu bölge. Yarım ada aslında ve Seul’e yaklaşık 1-2saat uzaklıkta, otobüsle. Tüm uluslarası uçuşlar buradan yapılıyor. Buradan Kore’nin her yerine otobüs veya hızlı tren var. Fiyatlar değişiyor, ancak internet sayfasından detaylı bilgi edinebiliyorsunuz.
Asiana Havayolları iyi ve sık tercih edilen bir hava yolu şirketi. Tavisye ederim, erken davranırsanız uygun fiyata uçaklar bulunmakta^^
İşte vardık, gerçekten buradayım! Birazdan başıma geleceklerden habersiz sırt çantamla ayağımdaki parmak arası terliklerle rahat bir şekilde yürüyorum koridoru. Bavulumu henüz almadım ve acele etmiyorum nasılsa gene bekliyorsunuz, bir sürü kişiyi. Uzun uzun koridoru yürüdükten sonra vardım pasaport kontrole, alışkınım sorunsuz geçmeye, ama bu sefer taktı kız. Ne olduğunu da söylemiyorlar, sadece sorun yok deyip gülümsüyorlar. Neyseki tecrübeliyim bu camlı mekanlara alınmalardan ^^, bekledik bizde pasaport yetmedi bir de nüfus incelendi. Bir sürü insan geldi giti, bir de İngilizceleri yok ve sadece öylece bakıyorlar. Bu dil işi gerçekten zor dedim! Baya bir süre bekledikten sonra dertlerinin pasaportumdaki mühürün okunamamasıymıs, yani yarım okunuyormuş! Bir de iyiki EXPO için gidiyorum, yoksa var ya artık daha neler!! Sonunda pasaportumu da aldım çıktım, bu sefer de beni karşılayacak kişi yok, nerde ?? haydeee buyurun burdan…Neyseki danışmadakilerin İngilizcesi oldukça iyiydi ^^… ve sonunda bulduk birbirimiz…Şimdi sırada 5 saatlik araba yolculuğu var :Gyeong-ju istikamet. Bu işi gönüllü yapıyorum, zaten para verseler bu kadar yol çekmez kimse ^^
Bir gün sonunda vardım Gyeongju’ya ve otele yerleştim. Öncesinde kısa bir tur EXPO’da ve meraklı bakışlar..Şimdiden günlerimin nasıl geçeceğine dair bir fikrim oldu bile ^^
Gene yazacağım, merakla bekleyim
Carga-görüşürüz



