Posts mit dem Label gates of Seoul werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label gates of Seoul werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

09.12.2011

Kültür İstasyonu Seul 284

SDC11675 

Seul’de hep gitmek istediğim bir konser vardı. Özellikle "indie band” olarak nitelendirdikleri yerel grupların yaptığı müziği çok dinlemek istiyordum. Bugün bu isteğime kavuştum. Üstelik en güzel yerde; Kültür İstansyonu Seul 284’de!

 

 

Tren yolculuklarını ve istasyonları hep sevmişimdir, ama bir istasyon kültürle birleşince ona sadece aşık oluyorsunuz! Evet, Seul’de aşık olduğum bir yer Kültür İstasyonu Seul 284! Seul’de tüm durakların bir numarası var, ve bu durağın ise 284. Seul’ün en eski tren istasyonu ve şimdilerde kültür severler için yeni bir durak olmuş. Burada resim sergilerinden, derslere, seminerlere ve konserlere her türlü kültür faaliyetleri gerçekleşmekte ve ücretler oldukça makul. Bugün arkadaşım Lidia ile gittik oraya. İzlemek istedeğim indie band konserine^^ ve iyi ki gitmişiz, o kadar eğlenceliydi ki..Daha salı günü buradaydım, “Art in&with Public” isimli bir semineri dinlemeye gelmiştim. Bugün aynı yerde konseri dinlemeye gittik. Biletleri yarım saat öncesinden orada aldık, ve girmeden elimizin üstüne birer damga vuruldu “countdown”.

SDC11683

Konseri dinlemek için kapıdan içeri giriyorsunuz ve o eski istasyon atmosferi karşılıyor sizi..Camdan dışarı baktığınızda canlı parlak ışıklarla ve insanlarla dolu Seul’ü görürken içeride kendinizi 100yıl öncesindeki tren istasyonunda hissediyorsunuz. Bana izlemiş olduğum “Genç Adolf Hitler” isimli filmdeki bir sahneyi hatırlattı. Duvarların boyası dökülmüş, tavanda havalandırma boruları geçiyor ve hepsi kaplanmış, pencere kenarlarındaki tuğlalar belirgin ve görünüyor. Aynen böyle bir yerde, izlediğim filmde bir resim sergisi yapılıyordu. Bir anda kendimi filmin içinde SDC11616sandım, sanki ben artık Seul’de değil Berlin’deydim ve yıl 1920ler. Çok ilginç bir his, böyle ortamları seviyorum.

 

SDC11645

 

Konserde birkaç farklı grup yeraldı. İlk başta bir bayan söyledi. Oldukça güzeldi şarkıları, içeride onun korece söylediği şarkıları dinlerken zaman durdu sandım. Sadece orada duruyorduk, dışarıda havanın karardığını görüyorduk, insanları ve koşuşturmaları, içeride ise o nostalji, sanki yıllar dokunmuyordu bize…birkaç saat ara verdim hayatın koşuşturmasına ve sadece müziğin tadını çıkardım yeni tanıştım arkadaşım Lidia ile..SDC11698

 

 

 

Konser bittikten sonra bu güzel günü neyle taçlandırsak diye düşündük, ve yemek yemeye “Stay with Kumpir”  gittik. Hondae’de bulunan “Stay with Kumpir”, iki gezgin korelilin İstanbul gezisinden yanında getirdikleri “kumpir tarifi” sonucu açılmış. Tatlar korelilere uygun olarak değiştirilmiş ancak genede güzel ve çok lezzetli! Hondae, Seul’ün en bilindik yerlerinden biri, özellikle cafeleri ve indie band müzikleri ile meşhur. Burada bulunan Hongik Üniversitesi Sanat bölümü çevreyi daha da güzelleştirmiş. Sokakta sürekli tarz ve şık genç korelileri, ki ağırlıklı olarak öğrenciler ve yabancıları görüyorsunuz. Gözünüz gönlünüz açılıyor da diyebiliriz ^^..Seul’e gelirseniz buraya uğramadan gitmeyin! He bir de uğramışken kumpir yemeden dönmeyin :)

SDC11684

 

Lidia tavuklu kumpir tercih ederken bende karidesli kumpir yedim ^^ oldukça lezzetliydi , tavsiye ederim :)

“Stay with Kumpir-Kumpir’le kalın” hoşçakalın ^^

Hondae’den Sevgiler

14.11.2011

Kalbimin sesini dinledim…

SDC10944 cenem dostum, seni, Emel teyzemi ve arkadaş grubumuzu o kadar özledim ki! Ne güzel yazmışsın, yazında okuyunca demek o kadar olmuş, ne kadar çok olmuş buraya geleli diye düşündüm..ben oysaki dün gelmiş gibiyim. Bilinmezlik getirdi beni buraya, ne kadar güzel söylemişsin, kalbimi dinledim bu sefer, zira beynimi dinleseydim burası çekilcek çile değil^^..her şeye rağmen mutluyum, tek hüznüm ailemden ve sizden uzak olmak...dilerim sen de kalbini dinliyorsundur,kalp insanı pek yanıltmıyor...eğer gerçekten sadece onu dinlerseniz…

Hayatta bazen bazı anlar vardır, başkaları ne derse desin mantığınız bile bambaşka birşey diyorsa bile kalbiniz aynı şeyde ısrar eder. İşte bu anları yaşıyorum. Çevrem, ailem ve mantığım uzun zamandır bana “Dünyanın öbür ucuna mı gideceksin? Ee hadi gittin, orada mı yaşayacaksın? Ne işin var orada? Neden orası?”, diyor. Ben ise ısrarla kalbimle cevap veriyorum, “Evet, ısrarla kalmak istiyorum bu uçta. Neden burası olmasın? Canım burada olmak, yaşamak istiyor”, diyorum. Kalbimden içimden geliyor bu cevaplar. Zira mantıkla verilebilecek cevaplarım yok, çünkü mantığın durduğu yerdeyim. Şu an kendimi Seul’de sanmama rağmen aslında Anyang’dayım, koreli arkadaşımın teyzesinin evinde. Neden kendimi hala Seul’de sanıyorum, çünkü burası Seul’e çok yakın ve Metro 1. Hat (mavi hat) ile rahatlıkla gelebiliyorsunuz. Aslında Tuzla’da oturup İstanbulluyum ya da Torbalı’da oturup İzmirliyim demek gibi birşey..Bu ülkede yer kısıtı nedeniyle pek çok yerleşim yeri dibdibe böylece başka bir şehirde miyim yoksa hala aynı yerdemi bilemiyorsunuz. Ancak Seul merkeze trenle 40dk ulaşabildiğim için hala Seul’deyim ^^

Şimdi Seul’den yazıyorum bu yazıyı…Cenem dostumun yazısında da bahsettiği gibi, buraya gelirken bir kaç tanıdık ve arkadaşlarımın arkadaşları dışında pek birşeyim yoktu. Şimdi elimde ne var diye sorarsanız, gene pek birşey yok derim. Sadece cevaplanmamış milyonlarca soru ve sabrımı sınayan bir sürü sınav. Bunlardan şikayet ediyor muyum, bazen kendime soruyorum, neden yapıyorsun bunu kendine diye, o zamanlar kendimi kendime şikayet ediyorum, ancak sonra kendime geliyorum..Bunu mantığım istemedi, kalbim istedi o zaman şikayet etmenin anlamı yok, başa gelen çekilir^^..Mantığınızla kararlar aldığınızda fiziksel olarak çok acı çekmeyebilirsiniz. Bundan kastım, herşeyi mantığınızla ayarladığınız için maddi olarak ne para sıkıntınız olur belki, ne iş kaygınız ne de okul. Hepsi zaten mantıklı bir şekilde ayarlanmıştır. Ancak kalp sıkıntısına garanti yoktur, her mantıklı iş kalbe iyi gelir mi bilemiyorum. Fakat şunu yanıtlayabilirim, kalben verdiğiniz mantıksız kararlar sonucu fiziksel, maddi bir acı içinde olabilirsiniz ancak ruhen huzurlu ve mutlu oluyorsunuz. Kendi durumumu böylece özetleyebilirim. Burada hava günden güne soğuyor, oldukça mantıksız ve ani verilmiş bir karar-pek çoğuna göre- sonucu kış yaklaşırken elimde bir iki tshirt ve yazlık kıyafetlerle kaldım. Param sınırlı bir süre içindi, tabiki elini ayağını çeker oldu. Bunlar yetmezmiş gibi bütçe hazırlamadan, ben Korece öğrenmek istiyorum diye tutturdum, Seul kazan ben kepçe tüm üniversiteleri ve kurslarını gezdim sonunda bir tane buldum. Üniversitenin adı Hanguk Yabancı Bilimler/Diller Üniversitesi. Başvurumu yaptım, ancak şimdi okumak için gerekli olan vize işlemleriyle uğraşıyorum. Almanca ve İngilizce biliyorum, Avrupa Birliği üzerine uzmanlaştım ve Seul’de Korece öğrenmek için uğraşıyorum. Ne kadar çok ortak noktası var değil mi? Mantıklı düşünen herkes bana neden Kore? Neden Avrupa değil diyor. Bende neden Kore ve Korece olmasın? diyorum. İşte tamamen kalbimi dinliyorum ve yapmak istediğimi yapıyorum…

Düşündüm de, ne kadar şanslıyım istediğimi yapma lüksüm var^^..Bu konuda sonsuz destek olan bir ailem var, ve cenem dostum ve bir sürü arkadaşım..Kolay değil elbette, çok zengin ve şımarık yetişmedim. Bu yazımı okuyunca, o kadar para bizde olsa bizde gideriz diyebilir, ben öyle derdim :)..Gerçekten de öyle değil, sadece Allah yardım ediyor, bir şeyi gerçekten isteyince. Ailem bana destek olurken “hadi evladım istediğini yap biz sana sonsuz desteğiz”, tabiki demedi! Daha çok şu cümleleri duydum, “Dünyanın bir ucunda ne işin var, şimdiye kadar her şeye göz yumduk bir de bu mu çıktı. Kaç yaşına geldin, bir düzen oturmadı. Şimdi bari oturt, hala geziyorsun………???!!!….” Daha hayal edebileceğiniz pek çok nasihat-azar-yıldırma cümleleri ^^. Ancak siz dik durur ve gerçekten ne yapmak istediğinizi söylerseniz, aileniz de sizi anlıyor. Benim ailem beni anladı ve ellerinden geldiği kadar yardımcı olmaya çalışıyor. Ben de bu sırada yan gelip yatmıyorum tabiki :), hala bir iş arıyorum ve vize işlemlerini çözmek için uğraşıyorum. Henüz bir çok şey havada, oturmuş değil. Süpriz yumurtalarla yaşıyorum, ya da numaralı yıllık takvim mi desem? Her gün o günün tarihini açınca bir süpriz çıkıyor ardından..Bazen çok mutlu bazen çok üzücü bazen boş bazen umut verici, hepsi ayrı ayrı..Başta mutlu bir gelişme olunca umutlanıyor, sonra üzücü bir gelişme olunca üzülüyordum..Canımın sıkkın olduğu bir gün en çok sevdiğim yere buradaki çok büyük bir kitabevine Kyobo’ya gittim. Orada rafları gezerken Buddha’nın Öğretileri isimli bir kitap ilişti gözüme, aldım olduğum yere oturdum ve önüme gelen ilk sayfayı açtım. İşte böyle çıktı karşıma sözler:

“They who imagine truth in untruth, and see untruth in truth, never arrive at truth, but follow vain desires.

They  who know truth in truth, and untruth in untruth, arrive at truth, and follow true desires.”

Yanlışta doğruyu hayal edenler ve doğruda yanlışı görenler, doğruya asla ulaşamazlar, ancak beyhude arzuların peşinden giderler.

Doğruda doğruyu bilenler ve yanlışta yanlışı, doğruya ulaşırlar ve doğru arzuların peşinden giderler.”

Emel teyzem, çok sevdiğim birisi, kendi büyükannem, arkadaşım gibi. O kadar değerli bir insan ki, onu ve öğütlerini çok dinledim mis kokulu demli çayını içerken ve lezzetli keklerini yerken. Bu nedenle onun sözlerini hep dikkate almaya çalışmışımdır. Çok bilgili ve görgülü bir İstanbul Hanımefendisi kendisi^^ Cenem dostum ise bence oldukça benziyor Emel teyzeme ^^…Bu nedenle sordum cenem dostuma, Emel teyzem ne diyor diye, ve şimdi onun verdiği cevap üzerine kalbimi dinlemeye çalışıyorum…

Dilerim herkes kalbini dinler ve dediklerini duyar, kendinde o sözleri gerçekleştirmek için cesaret bulur. Ben bunu yaptım diyemem, ancak başladım ve yapmaya çalışıyorum..Herkesin yolu açık olsun, gönlüne göre…

Seul’den Sevgiler

SuchiN ^^

Not: Han Nehri kenarında Yeoido diye ufak bir adacık var, resimi orada çektim. Elimde buraya gelmeden önce sevdiğim bir arkadaşımın Berlin’de bana hediye ettiği ve Kore hep boynunda olsun dediği şanslı filim, İzmir’den aldığım hindistan cevizinden yapılma hayat ağacı yüzüğüm ve güzel yerlere götürmesi ve muradıma ermem için giydiğim yeşil ayakkabılarım, İstanbul’dan canım kardeşimin getirdiği mavi taşım ve Bulguksa Tapınağından aldığım Kadınları temsil eden Kule..Bir de bol bol umut ve sabır, elimde bunlarla geldim Seul’e…^^

25.05.2011

어떡하죠 (-_-)

I’m trying to concentrate and study for a long time for the coming exam this saturday. As I’ve been studying, many different questions came across to me. One of them was my favourite.

If you would be given an opportunity to live anywhere, where would you live?

It was a part of my speaking section. I only had 45 seconds to answer, but as long as 45 pages to talk about it. However, I could not even start with an accurete introduction sentence. That is my problem, if I have to say to many things, I just don’t know where to start…Another well-known problem is that I can’t summarize :). It may sound ridiculious but I just can’t come to a conclusion, not before telling each detail :). That makes everyone around me go crazy and say : “…and the conclusion is??" Well, lets continue with the question and not my inabilities (‘-‘)

Where would I like to live, if a chance would be given to me? There are some several answers I could give to this questions. But if I had to answer it right now, it would be only Seoul…I’ve been meaning to go to Seoul for a very long time. A year ago, I wrote about being far a way, actually a wish of me being there. I don’t know why I’ve been wanting so badly to cross continents and oceans, but it seems that I really want to do it. I don’t know when exactly I will be able, but I’ve never lost my hope (^_^)

Suddenly, a month ago I got an email, which would make my wishes come true. I couldn’t believe it!!! Really???!!! How come??!!! Is it really possible, if I only want it? Without an effort?? Well, at least I can call it a start. It is not sure, if the gates of Seoul have opened for me, but I  can see the gates, even from a far distance. Well, what can I say, just hang on, fighting! (^_^)

Since two days, I’ve been having interviews which make my heart beat so fast, and keep me sleepless during nights. Tomorrow or the other day, I’ll be getting the results and see if the gates will be opened this summer, or just be closed for a while more. I hope, I get the chance to enter those gates this summer. Because I somehow feel to be a part of that world behind the gates. Or I feel to find something which belongs to me, which I’ve lost many years ago or which I did not have but have to find. Maybe its myself (*-*) I will find it out, when I have the chance. Don’t worry, I’ll let you know ;)

어떡하죠 ('_'), why I have choosen this as my title? I really liked the song. It was in a korean drama I’ve watched lately. I just wanted to name it as this song…maybe the title just got me (‘-‘)…

I’m going to meet a friend who is living in Taipei, and came to my city for a vacation. Looking forward to it (^_^)

p.s. thanks to exam, I’ve finally written to my blog and at the same time practised for the writing section. And would I score well?? What do you think? :)

p.s. Want to know how you would answer this question : Ece, Zero, Burchito