06.10.2011

Yaşlı adamın şehri Gyeong-ju

Üç büyük krallıktan biri olan Şilla devletinin başkenti, Şilla Hanedanlığının kalbi, Kraliçe Seon Duk’un hayali ;Gyeong-ju, bugün yaşlı adamın şehri ve Dünya Kültürleri EXPOsu için ev sahibi.

Bir önceki yazımda bahsetmiştim, Gyeongju’da Dünya Kültürleri EXPOsuna katılacağımı. Burada olmayı çok dilemiştim, hatta dilek listemde 9. sırada yer alıyordu. Gerçi şu an Seul’de değilim, ancak Kore’deyim^^. Bu dileği dilediğimde Kore’de olmayı çok istiyordum ve dilek listem sırayla gerçekleşti. Ne kadar ilginç değil mi? Demek ki gerçekten içten dilemişim. Burada olmak çok güzel. Gyeong-ju ya da Kyong-ju çok eski bir başkent, Şilla Hanedanlığının başkenti. Bilmeyenler için söylüyorum, Güney Kore’nin başkenti Seul. Şilla Hanedanlığında ve Kore tarihinde önemli bir yere sahip olan Kraliçe Seon Duk, General Kim Yu şin önderliğinde hayalini gerçekleştiriyor; (676’da) Goguryo ve Baekje devletlerini Şilla çatısı altında birleştiriyor ve Kyong-ju başkent oluyor. Bu nedenle bugün Gyeong-ju da pek çok tarihi yer var. Bu şehir hala eski güzelliğini korumakta ve bir çok turistin gelip gördüğü, ülke içinde sayısı fazla olmayan ama burada oldukça çok bulunan 5 yıldızlı otellere sahip küçük ve sakin bir şehir. Bir başka özelliği Gyeong-ju Dünya Kültür EXPOsuna (Gyeong-ju World Culture EXPO) ev sahipliği yapmasıdır.

Şimdi biraz bu Park ve Expo hakkında bilgi vereyim:

Gyeong-ju Dünya Kültür Expo Parkı 2008 yılında, her iki veya üç yılda bir Gyeong-ju şehrince düzenlenen 2006’daki Angkor-Gyeongju Dünya Kültür Exposunun başarısı üzerine kurulmuştur. Bu park Şilla Hanedanlığının (M.Ö. 935-57) kültürel mirasını, dünyanın dört eski medeniyetlerin tarihi kalıntılarını, dünya çapındaki masallar ve pek çok kültürel ve eğitimsel programları 3D animasyon dünyası dahil çeşitli faaliyetleri, Şilla Kültür Pavilyonunu, Dünya Sinemagraponi Galerisi, Dünya Fosil Müzesi ve Oyun-Eğlence dünyasını kapsıyor.

Expo Parkı’nın bir başka landmark ise Gyeong-ju Kulesi’dir. Gyeong-ju Kulesi 82m yüksekliğinde, ortasında 9 katlı ahşap Hwangryongsa Tapınağı’nın şeklini içermektedir. Parkı ziyaret edenler 12. Ağustos-10 Ekim 2011 arasında haftaiçi veya haftasonu kuleye yansıtılan 10 dakkikalık lazer-ışık gösterisini izleyebilirler.

Peki ben bu Park’ta ne yaptım:

SDC16849 SDC16843 SDC16853

12 Ağustostan bu yana Türkiye’den sırayla gönüllüler gidip geliyordu. Ben ise bu tayfanın en sonuncusuydum. Benimle birlikte iki kişi daha olacaktı, ancak bir değişiklik oldu ve kimse gelmedi. Expo’nun son 10 günü ve kapanış, işte ben oradaydım! Görevimiz farklı ülkelerin olduğu holde Türkiye standında Türkiye’yi tanıtmaktı. Aslında oldukça eğlenceli bir iş. Tüm gün koca Expo’nun içinde istediğiniz gösteriyi izleyebiliyor, standda durup gelenlere ülkeniz hakkında bilgi veriyorsunuz. Gerçekten burada olmaktan hiç pişman olmayacağım, buna eminim. Daha eğlenceli ve güzel bir anı olamazdı. Tabiki her şey muhteşem ve mükemmel değil. Benim de sıkıldığım zamanlar oldu. Mesela neredeyse kimse İngilizce bilmiyor, ya da bilenler benim İngilizcem kötü diye kaçıyor. Standa gelen bir çok insana pek çok şey anlatmak isteseniz de korece bilmediğiniz için sadece gülümsemek ve bir kaç bildiğiniz kelimeyi söylemekle yetiniyorsunuz. Ayrıca yemeklerde oldukça sıkıntı olabiliyor. Eğer yemek konusunda tutucuysanız ve klasik tadlar dışında yemem diyorsanız aç kaldınız. Zaten domuz yemeyenler-benim gibi- bulabilirse sebze ve deniz ürününe mahkum. Neyse ki sebze ve deniz ürünlerini çok seviyorum :). Ancak eti çok sevenlere diyorum, tercihiniz domuz değilse, uzun bir süre etten vazgeçseniz çok iyi olur :). Gördüğünüz her şeyin içine domuz koyuyorlar, kaçmak çok zor. Bunun dışında yemek pişirme usulleri ve onu sunmaları bazen insanın iştahını kapatabiliyor :). Bunlara rağmen bol bol sushi yiyebiliyorsunuz, değişik tadlar tadıp “vay, kendimi aştım” diyorsunuz. Bir zamanlar sashimi deneyebilir miyim derken, yiyecek başka bir şey bulamayınca sashimi en yakın arkadaşınız oluyor. Sushi ise çerez niyetine gidiyor artık, Zerocum bundan sonra seni sollarım ;).

SDC16669 SDC16803

Peki bu yaşlı adamın şehrinden bahsedeyim biraz, burası ufak bir yer olduğu için çok erken saatte her yer kapanıyor ve otobüsler duruyor. Bu nedenle bu şehre yaşlı adamın şehri diyorlar. Şehrin merkezi uzun bir sokaktan ibaret. Pek yapılabilecek bir şey yok. Genelde gezebileceğiniz pek çok turistik ve tarihi yerler var. Genelde şehrin çevresinde bu yerler. Oralara gidince tekrar yazacağım, merak edenler için :). Şimdilik bu kadar, yeni yazılarımı bekleyin :)

SDC17426 SDC17429

Kyongju’dan Selamlar ^^