Posts mit dem Label kültür werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label kültür werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

26.02.2012

Maslenitsa Akıtmaları

Maslenitsa akıtmalarıyla, “Merhaba ilkbahar, güle güle kış…” diye selamlıyor Ruslar mevsim geçişini. “Bugün Ruslar için ilkbahar başlangıcı ve bunu Maslenitsa- Tereyağı günü olarak adlandırıyor ve çeşitli akıtmalar pişirerek kutluyorlar. Bundan sonra ise Ortodoks Hıristiyanların 40 günlük oruç dönemi başlıyor..” diyor yeni ev arkadaşım Lidia. Lidia’dan bahsettim mi bilmiyorum, kendisi Rusya’nın güneyindeki Rostov şehrinden ve Rus görünümlü bir türk aslında :). Onların orada pek çok Türk yaşıyormuş, malum bir zamanlar Anzak ismiyle bizim sınırlarımızdı diyerek kızdıyorum onu hep ^^..Kendiside itiraf ediyor, “…bizim ailede Türk kanıda yok değil hani..”

İki gün sonra buraya taşınalı bir hafta olacak. Üniversitenin yurdundan çıkalı tam bir hafta, vay be zaman ne çabuk akıyor. Seul’e geldiğim ilk zamanı düşünüyorum, kalacak yer ayarlamak için ne kadar uğraşmıştım. Şimdi ise okulun ilk günü seviye tespit sınavında yanıma oturarak güzel bir arkadaşlığı başlatan Lidia ile birlikte yaşıyorum. Tam üniversite yılları, birlikte bir evde kalıyor ve okula gidiyoruz. Tanıştığımız günden beri hiç ayrılmadık, güzel bir dostluğumuz var. Bugün ise birlikte bir kaç Koreli ve Fransız arkadaşımız ile birlikte çok sevdiğimiz Concerto Cafe’de Malenitsa gününü Lidia’nın pişirdiği akıtmalarla kutlayacağız.

Seul’de ilkbaharı geçen haftadan beri hissediyorum. Hava güneşli, hafif bir rüzgar toprak ve çiçek kokusunu getiriyor beraberinde, üstelik kuşlar selamlıyor sizi uçarak ve öterek. Tam bir bahar havası var her yerde, ancak gece geç saatlerde anlıyorsunuz kışın gitmediğini, üzerinize kalın montunuzu geçirdiniz mi tamamdır. Soğuk karlı ve donlu hava yok artık, hepsi geride kaldı. Bugünden itibaren Maslenitsalarla birlikte resmen şöyle diyoruz…

SDC12870

 

“Merhaba ilkbahar, güle güle kış…”

Herkese güzel bir ilkbahar diliyorum^^

09.12.2011

Kültür İstasyonu Seul 284

SDC11675 

Seul’de hep gitmek istediğim bir konser vardı. Özellikle "indie band” olarak nitelendirdikleri yerel grupların yaptığı müziği çok dinlemek istiyordum. Bugün bu isteğime kavuştum. Üstelik en güzel yerde; Kültür İstansyonu Seul 284’de!

 

 

Tren yolculuklarını ve istasyonları hep sevmişimdir, ama bir istasyon kültürle birleşince ona sadece aşık oluyorsunuz! Evet, Seul’de aşık olduğum bir yer Kültür İstasyonu Seul 284! Seul’de tüm durakların bir numarası var, ve bu durağın ise 284. Seul’ün en eski tren istasyonu ve şimdilerde kültür severler için yeni bir durak olmuş. Burada resim sergilerinden, derslere, seminerlere ve konserlere her türlü kültür faaliyetleri gerçekleşmekte ve ücretler oldukça makul. Bugün arkadaşım Lidia ile gittik oraya. İzlemek istedeğim indie band konserine^^ ve iyi ki gitmişiz, o kadar eğlenceliydi ki..Daha salı günü buradaydım, “Art in&with Public” isimli bir semineri dinlemeye gelmiştim. Bugün aynı yerde konseri dinlemeye gittik. Biletleri yarım saat öncesinden orada aldık, ve girmeden elimizin üstüne birer damga vuruldu “countdown”.

SDC11683

Konseri dinlemek için kapıdan içeri giriyorsunuz ve o eski istasyon atmosferi karşılıyor sizi..Camdan dışarı baktığınızda canlı parlak ışıklarla ve insanlarla dolu Seul’ü görürken içeride kendinizi 100yıl öncesindeki tren istasyonunda hissediyorsunuz. Bana izlemiş olduğum “Genç Adolf Hitler” isimli filmdeki bir sahneyi hatırlattı. Duvarların boyası dökülmüş, tavanda havalandırma boruları geçiyor ve hepsi kaplanmış, pencere kenarlarındaki tuğlalar belirgin ve görünüyor. Aynen böyle bir yerde, izlediğim filmde bir resim sergisi yapılıyordu. Bir anda kendimi filmin içinde SDC11616sandım, sanki ben artık Seul’de değil Berlin’deydim ve yıl 1920ler. Çok ilginç bir his, böyle ortamları seviyorum.

 

SDC11645

 

Konserde birkaç farklı grup yeraldı. İlk başta bir bayan söyledi. Oldukça güzeldi şarkıları, içeride onun korece söylediği şarkıları dinlerken zaman durdu sandım. Sadece orada duruyorduk, dışarıda havanın karardığını görüyorduk, insanları ve koşuşturmaları, içeride ise o nostalji, sanki yıllar dokunmuyordu bize…birkaç saat ara verdim hayatın koşuşturmasına ve sadece müziğin tadını çıkardım yeni tanıştım arkadaşım Lidia ile..SDC11698

 

 

 

Konser bittikten sonra bu güzel günü neyle taçlandırsak diye düşündük, ve yemek yemeye “Stay with Kumpir”  gittik. Hondae’de bulunan “Stay with Kumpir”, iki gezgin korelilin İstanbul gezisinden yanında getirdikleri “kumpir tarifi” sonucu açılmış. Tatlar korelilere uygun olarak değiştirilmiş ancak genede güzel ve çok lezzetli! Hondae, Seul’ün en bilindik yerlerinden biri, özellikle cafeleri ve indie band müzikleri ile meşhur. Burada bulunan Hongik Üniversitesi Sanat bölümü çevreyi daha da güzelleştirmiş. Sokakta sürekli tarz ve şık genç korelileri, ki ağırlıklı olarak öğrenciler ve yabancıları görüyorsunuz. Gözünüz gönlünüz açılıyor da diyebiliriz ^^..Seul’e gelirseniz buraya uğramadan gitmeyin! He bir de uğramışken kumpir yemeden dönmeyin :)

SDC11684

 

Lidia tavuklu kumpir tercih ederken bende karidesli kumpir yedim ^^ oldukça lezzetliydi , tavsiye ederim :)

“Stay with Kumpir-Kumpir’le kalın” hoşçakalın ^^

Hondae’den Sevgiler