01.07.2011

Traces of my Travel

 

Başladığım yerdeyim, tekrar bir ICE içinde başladığım yere doğru ilerliyorum. Rotam Frankfurt am Main, bundan dört yıl önce gene böyle bir trende gene Herten’den yola çıkarak binmiştim bir ICE’ye. Bu sefer gündüz geçiyorum tüm tarlaları, sağ ve sol tarafımda uzun çam ağaçları ve ara ara sarı tarlalar. Tren oldukça hızlı gidiyor. Bu sefer zamanda daha hızlı geçiyor. Ne de olsa en uzun yolculuğumdan sonra bu mesafe bana çok kısa geliyor. Bulutlar gene kocaman, pamuk gibi bembeyaz gökyüzünü kaplıyor. Güneş pencereye aralayabildiği bulutlar arasından sızıyor. Bir aydınlık bir karanlık oluyor, tüneller tamamen karartıyor etrafı, her bir 200m de. Bu yol üzerinde oldukçe uzun tüneller var. Şimdi koyu kara bulutların yönüne doğru ilerliyor tren, gittiğim yerde yağmur yağıyor olsa gerek. Geldiğimden beri güneşli günleri gördüysem de kara bulutsuz bir gün geçmedi desem yeridir. Gene de seviyorum bu bulutları, özgür hissediyor insan, huzurlu ve mutlu…

Trene Essen’den bindim bu sefer, Köln üzerinden gidiyoruz Frankfurt’a, bu yollar arasında daha çok yerleşim yeri var, sanayi ve maden bölgeleri bu taraflar. Yukarı Ruhr Gebiet denilen Dortmund, Düsseldorf, Münster’e kadar uzanıyor. Daha farklı bir bölge, yabancıların da yoğun yaşadığı yerler, kendine has yerleşim yerleri, bazen hala Almanya sınırlarında olduğundan şüphe ettiğim yerler. Belki de benim hayalimdeki Almanya’nın sınırları arasında değildir zaten.

Trene bindikten bir süre sonra Kontrolör geldi ve son biniş hakkımıda mühürledi. Zaten bugün biletimin son günüydü. Ne kadar güzeldi gezmek, bunu çok özlemiştim. Sürekli trenlerde hayal ediyordum kendimi, uzun uzun yola çıksam ve sonunda bir çok sevdiğim ve özlediğim birileri beni karşılasa…Hepsi içten dileklerdi, ve gerçekleşti. Şimdi her başlangıcın sonu gibi tekrar başladığım yere dönüyorum. Yeni bir başlangıç olması için bu yere dönmem gerekiyor. Ancak başladığım yerden bu sefer farklı birisi olarak çıkacağım yola. Her yolculuk insanda bir iz bırakıyor, bu yolculuğum bende Kuzey’in izlerini bıraktı. Şimdi o izlerle tekrar Güney’e dönüyorum. Yolculuğum sırasındaki Asya esintilerini ise yanıma alıyorum, beni ferahlatması için.

Her gezi öncesi hayaller kurar insan, benim de hayallerim vardı, planlarım, bir kısmı beklentim dışında gelişti gene de bir takım şeyler istediğim gibi gitti. Ne kadar plan yaparsak yapalım, taslağın bile uyuşması zor olabiliyor çoğu zaman. Hiç dönüyormuşum gibi hissetmiyorum. Bu trende uzun bir süre, son durağına kadar gitmek isterdim. Ancak ineceğim yer belli, şimdilik! Beni teselli eden belkide henüz tam emin olamasamda güvendiğim sonsuzluğun Sahibinin, benim için güzel ve yeni planlar hazırlamasıdır. Yakın bir zamanda çok istediğim uzun bir yolculuğa tekrar çıkmamdır belki de…

Ne olursa olsun, bu güzel yolculuğu yapmış olmanın ve birbirinden güzel hatıralar dışında binlerce resmin benimle birlikte dönüyor olmasıdır. Yolculukları çok seviyorum, bende bıraktıkları izleri, bu izlerin kanıtı olan resimleri ve her yolculuk sonrası biraz daha büyümüş olmayı…

Dilerim herkes böyle güzel yolculuklara çıkar, dilerim bende çok uzun zamandır beklediğim o uzun yolculuğa çıkar ve izlerini sizle paylaşırım…

Frankfurt am Main

Essen-Frankfurt am Main ICE 625

25.05.2011

어떡하죠 (-_-)

I’m trying to concentrate and study for a long time for the coming exam this saturday. As I’ve been studying, many different questions came across to me. One of them was my favourite.

If you would be given an opportunity to live anywhere, where would you live?

It was a part of my speaking section. I only had 45 seconds to answer, but as long as 45 pages to talk about it. However, I could not even start with an accurete introduction sentence. That is my problem, if I have to say to many things, I just don’t know where to start…Another well-known problem is that I can’t summarize :). It may sound ridiculious but I just can’t come to a conclusion, not before telling each detail :). That makes everyone around me go crazy and say : “…and the conclusion is??" Well, lets continue with the question and not my inabilities (‘-‘)

Where would I like to live, if a chance would be given to me? There are some several answers I could give to this questions. But if I had to answer it right now, it would be only Seoul…I’ve been meaning to go to Seoul for a very long time. A year ago, I wrote about being far a way, actually a wish of me being there. I don’t know why I’ve been wanting so badly to cross continents and oceans, but it seems that I really want to do it. I don’t know when exactly I will be able, but I’ve never lost my hope (^_^)

Suddenly, a month ago I got an email, which would make my wishes come true. I couldn’t believe it!!! Really???!!! How come??!!! Is it really possible, if I only want it? Without an effort?? Well, at least I can call it a start. It is not sure, if the gates of Seoul have opened for me, but I  can see the gates, even from a far distance. Well, what can I say, just hang on, fighting! (^_^)

Since two days, I’ve been having interviews which make my heart beat so fast, and keep me sleepless during nights. Tomorrow or the other day, I’ll be getting the results and see if the gates will be opened this summer, or just be closed for a while more. I hope, I get the chance to enter those gates this summer. Because I somehow feel to be a part of that world behind the gates. Or I feel to find something which belongs to me, which I’ve lost many years ago or which I did not have but have to find. Maybe its myself (*-*) I will find it out, when I have the chance. Don’t worry, I’ll let you know ;)

어떡하죠 ('_'), why I have choosen this as my title? I really liked the song. It was in a korean drama I’ve watched lately. I just wanted to name it as this song…maybe the title just got me (‘-‘)…

I’m going to meet a friend who is living in Taipei, and came to my city for a vacation. Looking forward to it (^_^)

p.s. thanks to exam, I’ve finally written to my blog and at the same time practised for the writing section. And would I score well?? What do you think? :)

p.s. Want to know how you would answer this question : Ece, Zero, Burchito

20.04.2011

the Lotus blossoms


why does lotus bloom in mud?



07.01.2011

yurtiçi ve yurtdışı şenlikler başlasın…

Louise L. Hay, Düşünce Gücüyle Tedavi-2 kitabında 20’lik diş ağrısının ya da çıkarmanın köklü değişimlerden kaynakladığını yazmış. Bu aklımda kalan önemli satırlardan biriydi.

İki gündür 20lik dişim bana inanılmaz bir sıkıntı veriyor. Ağrı yok ancak o dişin diş etini yararak çıktığını adım adım hissediyorum, sanki çene kemiğine yerleşiyor, yürüyor bu kadar belli acısından. Sadece bu değildi çektiğim acı son bir kaç gündür. Uzun süredir tamamlamaya çalıştığım tezi tamamladıktan sonra bir de savunma stresi sarmıştı beni. O kadar ki 1 haftadır rüyalarım savunma kabusları ile dolmuş, karnım stresten ağrımıştı. Üstüne bir de 20lik diş tam güzel oldu. Ancak olsun dedim, köklü değişim içindeyim, bu sıkıntıların sonu güzel olacak dedim, kendimi telkin etmeye çalıştım ama ne fayda. Bu stres kötü birşey, genlerin de etkisiyle insanı mahvediyor, benim gibi telaşlı bir anneniz varsa Smile.

Tüm bu mide ve diş acısı ile gece saat 3 olmuş , gözüme uyku girmemiş ve aynı günün öğleden sonra saat 3.00’te savunması olan ve savunma sunumuna çalışmamış bir insan, bu benim!

Stresten o kadar deli olmuştum ki ne dişimden dolayı ağzımı açabiliyorum, içebildiğim sadece su, ne de açtığımda sakin olabiliyorum. Ejderha ağzını açtığında sadece ateş püskürür ya aynen öyleydim. Hepten delirdi diye evdekiler saolsun bana dokunmuyorlardı, ne de olsa son gündü. Sonrasında çekeceklerim vardı Smile.

Tüm bu sancılar içinde 20lik dişim bana sadece “köklü değişim” sonu güzel olacak diyordu. Neyse ki babamın sakin ve faydalı tavsiyeleri doğrultusunda sunumu hazırladıktan sonra işimi sağlama almak için dünyanın her bir tarafına her dinden olan ya da inanmayan tüm arkadaşlarıma bir mail attım.

“Yarın tam 15.00 de benim sınavım var, benim için dua edin!”

Türkiye, Kanada, Tayvan, İspanya, Ürdün, Kolombiya, Hindistan, Ukrayna Almanya, her yerden her yöne…Tapınak’tan, Kilise’ye, Camii’den Havra’ya , her neye inanıyorsa toplu bir enerji ve sinerji içerisinde tüm evreni hissettim yanımda..Sınava girerken yanımda tüm o arkadaşlarım vardı, hepsi benimleydi. İnsanın sevildiğini hissettiği bazı anlar vardır, işte o an gerçekten onların iyi dileklerini hissettim, sevildiğimi ve tüm desteğin evrenin yanımda olduğunu…Sınav zamanı o kadar stresliydim ki, hocalar beni sakinleştirmek için ne yapacaklarını şaşırdı. Saolsun hepsi çok anlayışlı ve sakindiler.

Sonuç, 20lik diş acım, tüm arkadaşlarımın iyi dilek ve duaları, mide ağrım, yeni aldığım hırkam ve ayaklarımı şişirmiş olan topuklu ayakkabılarım hepimiz saatin nasıl geçtiğini anlamıyorduk. Uzun mu kısa mıydı? Zaman mevhumum yoktu, sadece o an vardı taa ki o sihirli sözcükleri duyduğum da işte “köklü değişim” deyinceye kadar…

“Çok başarılı bir çalışma, oldukça beğendik. Oybirliği ile geçer not verdik, hayırlı olsun.”

Ne???? Bi dakk bitmiş miydi?? Nasıl yani beğenmişler miydi?? Nee inanamıyorum çok mu beğenmişler??? Olamaz hiç düzeltme yok mu????Ben gerçekten başardım mı????

Bundan sonrası hala hayal…Henüz bu hayalden uyanamadım. O kadar mutluyum ki mutluluktan elime kocaman bir pankart alıp üzerine “FREE HUGES” yazıp kordona deniz kenarına gitmek istiyorum Smile. Sınav boyunca beni bekleyen ailem ise benden daha çok sevindi. Annem yüzümü görür görmez başladı tüm sülaleyi aramaya..Benimkisi ne de olsa uzun zamandır beklenen bir haberdi. Bir sürü fotoğraftan sonra, ailece yemeye gittik. Dişim hala ağrıyor, ne yediğimi hatırlamıyorum. Daha doğrusu ne yemediğimi, bir çorba vardı önümde galiba..Ama hiç önemli değil. Benim karnım mutlulukla doldu bugün!

Bu yetmedi, bir de şımardım, o kadar güzel tebrik telefonları, güzel iltifatlar ve mailler. En güzeli ise hiç beklemediğim bir telefondu! Almanya’daki çok sevdiğim Büyükbabam Edmund aradı beni, içine doğmuş güzel haberler, biliyordu sınav tarihimi. Telefonda şaşkınlıktan ne diyeceğimi bilemedim Smile. “Bugün mutlaka aramalıydım” dedi bana telefonda. Nasıl mutlu oldum bilemezsiniz. Bunun dışında gün boyu bana iyi dileklerini, beni düşündüklerini yazan arkadaşlarımın samimi maillerini gördüm. Hepsine muhteşem hissettiğimi ve güzel dilek ve dualarının geçtiğini söyledim! Üstelik tam puanla! Bu kadar uğraş verdikten sonra böyle güzel bir sonuç elde etmek çok güzel gerçekten! Bugünden itibaren 6 Ocak gününü yurtiçi ve yurtdışı şenliklerin kutlandığı bir gün olarak geçti tarihe.

Benim dışımda bir sürü insan tez yazıyor, ancak bu kadar destek alan bir benimdir herhalde..Sanki tek ben yazıyorum bu tezi Smile

Artık tezde önsöz yazılmıyormuş, bari blogda yazayım. Buradan çok teşekkür ediyorum bana bu süreçte maddi manevi destek olan bir tane tek dostum Ecem’e. Beni hiç yalnız bırakmadığı, hep destek olduğu için, bu güzel iltifatların ve sonucun üzerinde kendisinin çok hakkı var! İyi ki varsın birtane cenemmm Red heart

Ayrıca diğer tüm arkadaşlarıma, aileme, teyze-hala,amca-dayı…tüm akraba-i talukat’a, benim yanımda olan herkese çok teşekkür ediyorum.

Ben 4 gün önce 10 dilekte bulunmuştum. Ve ilki gerçekleşti birkaç saat öncesinde..İkincisi ise şu anda gerçekleşiyor..Sıra üçüncü de acaba ne zaman gerçekleşecek? Tüm bu dileklerimin gerçekleşmesi dileğiyle Smile

Son bir defa söylemek istiyorum : BAŞARDIM!

03.01.2011

10 things I’ve wished today!


There are 10 things I’ve wished today

1. To say “I did it!” on thursday after my Exam.

2. To relax so I can…

3. To celebrate my graduation in this Korean Restaurant

with my best friend&her husband in Istanbul…

4. To try Korean food

5. To receive postcards

5. To visit my friend in Athens in February

6. To be in May in Dresden for the “Five Elements” Concert

7. To see this two 사람 (saram) performing together

8. To be in BERLIN

with my best friend as promised Smile

9. To be in Seoul with Hyun Yasmin

10. a 2011 full of journays, travels, happiness&reunions

puuuufffff…hope all my wishes become real!

And the ones who read this should wish also 10 things!

Have a blessed week!