26.02.2012

Bir mevsim daha burada…

Merhaba blogum! Sana ne kadar uzun süredir yazmadığımı biliyorum. Oldukça suçlu hissediyorum kendimi yaşadıklarımı senle paylaşmadığım için. Bir çok değişiklik oldu hayatımda, bunları paylaşmak isterim. Daha önceki yazımda artık Seul’de Hankuk Üniversitesinde Korece öğrendiğimi ve Türk Kültür öğretmeni olarak çalıştığımdan bahsetmiştim, değil mi? Bunun yanı sıra bu dönem bitince ne olacağını bilmediğimi ve geleceğin biraz belirsiz olduğunu. Şimdi daha net cevaplarım var :).

Bundan bir kaç hafta önce ailem bile bana ne zaman geliyorsun diye sorduğunda diyecek bir şey bulamıyordum. Henüz dönmek istemiyorum, ancak burada kalmam içinde bir neden gerekiyor. Ve sonunda toparladım aklımı ve karar aldım ve başvurdum elimdeki son iki üç kuruşla yeni bir döneme ^^. Tabiki bunda ilk dönem ortalamamın oldukça iyi olmasınında etkisi var :). Bir dönem daha buradayım ve ikinci döneme başlayacağım yakında. Şimdilik tatildeyim ve dinleniyorum. Kültür öğretmenliğini ise iki dönem yaptım, ancak 3. döneme devam edebilir miyim bilmiyorum. Daha önceleri okulum öğleden sonra iken şimdi ise sabahtan. Bu nedenle belki kültür öğretmenliğini yapamayacağım. Ancak bir başka bir fırsat çıkacaktır mutlaka^^.

Şimdilik yeni bir döneme başlamanın heyecanı var içimde. Bu ülkede dört mevsimi görmek istediğimi hep söylüyorum. Nedendir bilmem bu ülkede dört mevsimi görmek beni çok heyecanlandırıyor. Hiç daha önce dört mevsim görmedin mi? diye soruyorsundur belki. Gördüm, pek çok mevsim gördüm ancak burada bir başka görüyorum dört mevsimi, bir başka his bir başka heyecan. Özellikle sonbahar ve ilkbahar bir başka güzel burada. Daha önce hayalini kurduğum kiraz çiçeklerinin olduğu bir ilkbaharı şimdi gerçekten göreceğim, ve dört gözle bekliyorum..^^

SDC12884

Burası Yeoinaru yani Han Nehri kenarı, baharda kiraz çiçeklerinin bol olduğu ve festivallerin düzenlendiği yer. Çok merak ediyorum acaba hangi renge bürünecek bu Han Nehri boyu…Kim bilir kimlerle olacağım o zaman…Ama en çok da kiraz çiçeklerini göreceğim için heyecanlanıyorum…

Kim bilir daha neler bekliyor olacak beni, hayatın süprizlerine bırakmak istiyorum kendimi..güzel süprizler diliyorum herkese…^^

Maslenitsa Akıtmaları

Maslenitsa akıtmalarıyla, “Merhaba ilkbahar, güle güle kış…” diye selamlıyor Ruslar mevsim geçişini. “Bugün Ruslar için ilkbahar başlangıcı ve bunu Maslenitsa- Tereyağı günü olarak adlandırıyor ve çeşitli akıtmalar pişirerek kutluyorlar. Bundan sonra ise Ortodoks Hıristiyanların 40 günlük oruç dönemi başlıyor..” diyor yeni ev arkadaşım Lidia. Lidia’dan bahsettim mi bilmiyorum, kendisi Rusya’nın güneyindeki Rostov şehrinden ve Rus görünümlü bir türk aslında :). Onların orada pek çok Türk yaşıyormuş, malum bir zamanlar Anzak ismiyle bizim sınırlarımızdı diyerek kızdıyorum onu hep ^^..Kendiside itiraf ediyor, “…bizim ailede Türk kanıda yok değil hani..”

İki gün sonra buraya taşınalı bir hafta olacak. Üniversitenin yurdundan çıkalı tam bir hafta, vay be zaman ne çabuk akıyor. Seul’e geldiğim ilk zamanı düşünüyorum, kalacak yer ayarlamak için ne kadar uğraşmıştım. Şimdi ise okulun ilk günü seviye tespit sınavında yanıma oturarak güzel bir arkadaşlığı başlatan Lidia ile birlikte yaşıyorum. Tam üniversite yılları, birlikte bir evde kalıyor ve okula gidiyoruz. Tanıştığımız günden beri hiç ayrılmadık, güzel bir dostluğumuz var. Bugün ise birlikte bir kaç Koreli ve Fransız arkadaşımız ile birlikte çok sevdiğimiz Concerto Cafe’de Malenitsa gününü Lidia’nın pişirdiği akıtmalarla kutlayacağız.

Seul’de ilkbaharı geçen haftadan beri hissediyorum. Hava güneşli, hafif bir rüzgar toprak ve çiçek kokusunu getiriyor beraberinde, üstelik kuşlar selamlıyor sizi uçarak ve öterek. Tam bir bahar havası var her yerde, ancak gece geç saatlerde anlıyorsunuz kışın gitmediğini, üzerinize kalın montunuzu geçirdiniz mi tamamdır. Soğuk karlı ve donlu hava yok artık, hepsi geride kaldı. Bugünden itibaren Maslenitsalarla birlikte resmen şöyle diyoruz…

SDC12870

 

“Merhaba ilkbahar, güle güle kış…”

Herkese güzel bir ilkbahar diliyorum^^

09.12.2011

Kültür İstasyonu Seul 284

SDC11675 

Seul’de hep gitmek istediğim bir konser vardı. Özellikle "indie band” olarak nitelendirdikleri yerel grupların yaptığı müziği çok dinlemek istiyordum. Bugün bu isteğime kavuştum. Üstelik en güzel yerde; Kültür İstansyonu Seul 284’de!

 

 

Tren yolculuklarını ve istasyonları hep sevmişimdir, ama bir istasyon kültürle birleşince ona sadece aşık oluyorsunuz! Evet, Seul’de aşık olduğum bir yer Kültür İstasyonu Seul 284! Seul’de tüm durakların bir numarası var, ve bu durağın ise 284. Seul’ün en eski tren istasyonu ve şimdilerde kültür severler için yeni bir durak olmuş. Burada resim sergilerinden, derslere, seminerlere ve konserlere her türlü kültür faaliyetleri gerçekleşmekte ve ücretler oldukça makul. Bugün arkadaşım Lidia ile gittik oraya. İzlemek istedeğim indie band konserine^^ ve iyi ki gitmişiz, o kadar eğlenceliydi ki..Daha salı günü buradaydım, “Art in&with Public” isimli bir semineri dinlemeye gelmiştim. Bugün aynı yerde konseri dinlemeye gittik. Biletleri yarım saat öncesinden orada aldık, ve girmeden elimizin üstüne birer damga vuruldu “countdown”.

SDC11683

Konseri dinlemek için kapıdan içeri giriyorsunuz ve o eski istasyon atmosferi karşılıyor sizi..Camdan dışarı baktığınızda canlı parlak ışıklarla ve insanlarla dolu Seul’ü görürken içeride kendinizi 100yıl öncesindeki tren istasyonunda hissediyorsunuz. Bana izlemiş olduğum “Genç Adolf Hitler” isimli filmdeki bir sahneyi hatırlattı. Duvarların boyası dökülmüş, tavanda havalandırma boruları geçiyor ve hepsi kaplanmış, pencere kenarlarındaki tuğlalar belirgin ve görünüyor. Aynen böyle bir yerde, izlediğim filmde bir resim sergisi yapılıyordu. Bir anda kendimi filmin içinde SDC11616sandım, sanki ben artık Seul’de değil Berlin’deydim ve yıl 1920ler. Çok ilginç bir his, böyle ortamları seviyorum.

 

SDC11645

 

Konserde birkaç farklı grup yeraldı. İlk başta bir bayan söyledi. Oldukça güzeldi şarkıları, içeride onun korece söylediği şarkıları dinlerken zaman durdu sandım. Sadece orada duruyorduk, dışarıda havanın karardığını görüyorduk, insanları ve koşuşturmaları, içeride ise o nostalji, sanki yıllar dokunmuyordu bize…birkaç saat ara verdim hayatın koşuşturmasına ve sadece müziğin tadını çıkardım yeni tanıştım arkadaşım Lidia ile..SDC11698

 

 

 

Konser bittikten sonra bu güzel günü neyle taçlandırsak diye düşündük, ve yemek yemeye “Stay with Kumpir”  gittik. Hondae’de bulunan “Stay with Kumpir”, iki gezgin korelilin İstanbul gezisinden yanında getirdikleri “kumpir tarifi” sonucu açılmış. Tatlar korelilere uygun olarak değiştirilmiş ancak genede güzel ve çok lezzetli! Hondae, Seul’ün en bilindik yerlerinden biri, özellikle cafeleri ve indie band müzikleri ile meşhur. Burada bulunan Hongik Üniversitesi Sanat bölümü çevreyi daha da güzelleştirmiş. Sokakta sürekli tarz ve şık genç korelileri, ki ağırlıklı olarak öğrenciler ve yabancıları görüyorsunuz. Gözünüz gönlünüz açılıyor da diyebiliriz ^^..Seul’e gelirseniz buraya uğramadan gitmeyin! He bir de uğramışken kumpir yemeden dönmeyin :)

SDC11684

 

Lidia tavuklu kumpir tercih ederken bende karidesli kumpir yedim ^^ oldukça lezzetliydi , tavsiye ederim :)

“Stay with Kumpir-Kumpir’le kalın” hoşçakalın ^^

Hondae’den Sevgiler

30.11.2011

Yeni odamda türk kahvesi&Nanny McPhee

“Evim evim güzel evim” yerini “Odam odam güzel odam” a bıraktı. Ee ne de olsa minyonlar diyarı Asya’nın ruhu Seul’den yazıyorum size.

Daha önceki yazımda odama yerleşme maceramdan bahsetmiştim. Birkaç gün oldu yerleşeli, dün yaptığım detaylı bir temizlik sonucu odam odaya benzedi^^. Ufak dokunuşlar nasılda değiştiriyor ortamı. Minik bir lavanta kokusu, renkli bir yastık ve örtü, işte oda daha rahat bir hal alıyor. Henüz kursum başlamadı ancak hiç boş vaktim olmuyor. Kültür müzesindeki gönüllü işim üç günümü alıyor, diğer iki günde ise meetuplara* gidiyorum, arkadaşla görüştüm derken bir bakmışım hafta bitmiş başa dönmüşüz^^. Zaman ne çabuk ilerliyor, yoksa bana mı öyle geliyor…

Yoğun program sonunda bugün boş vakit buldum ve ayaklarımı uzattım, yazı yazmanın kocaman fincanda tadını özlediğim türk kahvesini içmenin ve en çok sevdiğim filmlerden biri olan Nanny McPhee izlemenin tadını çıkarıyorum^^ Nanny McPhee benim için bir klasik! Colin Firth ise her zamanki gibi muhteşem ve yakışıklı. Bu filmi kaç defa izledim bilmiyorum, ancak gene de her seferinde sonu beni şaşırtıyor ve büyülüyor…Daha önce çok sevdiğim Berlin’de “Amelie” beni karşılamıştı, burada çok kalmak istediğim Seul’de ise “Nanny McPhee”. Dilerim son sahnesindeki gibi güzel bir kar yağışı ile selamlar beni Seul yeni yılda ^^. Zira kendimi bir masalda gibi hissetmeye başladım bile…

SDC11431

 

 

Peki Seul’de türk kahvesini nasıl buldum? Şansılıyım, çünkü EXPO’da fazla olan ve hiç açılmamış kocaman türk kahvesi kutularından iki tane verdiler^^ Peki cezvem bile yokken nasıl pişirdim? İşte annem saolsun :), fincanda pişirebilirsin dedi^^..Bende öyle yaptım.Tabiki! kahvenin tadı cezvede pişince kendi fincanında içilince oluyor, ancak böylede bir ayrı güzel be!^^ Kahve olsunda :)

Herkese keyifli bir çarşamba günü diliyorum. Burada saat akşam vakitlerini gösterirken dünyanın diğer tarafı henüz gündüz vakitlerinde..Ben günümü çok sevdiğim “Pasta” dizisini izleyerek tamamlamayı düşünüyorum^^..En güzel yanı ise diziyi Seul’de odamda televizyondan izlemek…^^

Hoşçakalın (^-^)

27.11.2011

Hicri yeni yılımız kutlu olsun

image

Bir önceki yazımda nerelere gideyim derken, yeni yıl getirdi ilk hediyelerini..Cuma günü yeni ay başlangıcı demişti cenem dostum mesajında, gerçektende bir başlangıç oldu benim için..yeni bir oda, yeni bir iş ve yeni bir yıl…

Dün Hicri takvime göre yeni yılın ilk günüydü, yıl ise 1433. Kendimi gelecek  ve geçmişte aynı anda yaşıyor gibi hissediyorum. Yeni yıl başlangıçlarını seviyorum, hepsi yenilikleri getiriyor. Benim hayatımada çok güzel yenilikler getirdi. Geçen günlerde “ne yapsam nasıl hayatımı düzene soksam dünyanın bir ucunda dilini bile bilmediğim bir yerde” diye başıma ağrılar girerken bir anda saat yeni yıl için 00:00 oldu ve her şey “poff” diye oturdu yerine. Bugün kendi odama yani evime taşınıyorum^^. Koreli ve Japon iki arkadaş sayesinde bir süre için bir yerim olacak. Size bahsettiğim gibi burada ev tutmak ya da bizim düşündüğümüz büyük odalara sahip olmak lüks. Ben şimdilik ufak bir oda, içinde banyosu ve masası olan bir yerle yetineceğim^^ Daha ne ister ki insan, en azından kendi yerim^^, oldukça mutluyum..Çok şükür :)..Sonrasında ise üniversitenin yurduna taşınacağım kısmetse, yarın oldukça yoğun bir gün hepsi ayarlanacak^^

Diğer bir yenilik ise yarından itibaren bir işim var!! Evet yapmayı çok istediğim birşey yapacağım ^^ Çokkültürler Müzesi için çalışmaya başlıyorum^^ Bu işin maddi getirisi pek yok, ancak çok zevkli ve güzel bir fırsat, en azından ben öyle düşünüyorum. Yarından itibaren pazartesi,salı ve çarşamba günleri üç farklı yerdeki anaokuluna gidip, Türk kültürü, Türk dili ve Türkiye’ye dair bilgiler içeren dersler vereceğim. En güzel yanı anaokulunda ve çocuklarla olmam değil, bu dersleri ağırlıklı olarak Türkçe verecek olmam ^^…Benim gibi bir kültür faaliyetleri delisi için muhteşem bir iş bu! Ücrete gelince, 6 haftalık progamın sonunda yol masraflarımı karşılayacak bir ücret verilecek. Bahsettiğim gibi gönüllü bir iş bu, aksi takdirde kimse yapmazdı herhalde ^^ Ancak bulunmaz bir fırsat, kendi kültürümü tanıtacağım burada, üstelik oldukça eğlenceli ^^ İnsan hayatta kaç defa gerçekten yapmak istediği bir işi yapabiliyor ki? Ya para sıkıntısı oluyor ya zaman..Şu anda geçiş döneminde ve hala öğrenci olduğum için birçok lüksüm var, bu yüzden kendimi şanslı hissediyorum^^ Birçok sıkıntı yaşamıyor değilim tabiki pek çok konuda zorluklar yaşıyorum. Ancak hayat istediğimiz şekilde kıvrılıyor, virajlarıda ona göre oluyor. Bu virajlar korkutsa da eğlenceli olmayacak anlamına gelmiyor.

Bu arada yaklaşık 1 ay evvel Pohang’da bir koreli kızkardeşimin kuaförde saçı yapılırken bir dizi izlemiştim, aynı dizi şimdi Koreli teyzemin evinde bu yazıyı yazarken denk geldi. Kuaförde izlediğim sahne çocukluk aşkı olan çocuk kıza beysbol topu veriyor ve sonra bir kaza oluyor ve kızı öldü sanıyordu. Şimdi izlediğim sahnede ise büyümüşler, nasılsa kız evlerine gelmiş ve aynı beysbol topu çocuğun eline geçiyor ve öğreniyor ki o kız çocukluk aşkı^^..Bu dizinin aynı dizi olduğunu görünce, nedense bir tuaf oldum ve Pohang’daki güzel anılarmı hatırladım..Bir de ne kadar uzun zaman olmuş, zaman ne çabuk akmış..O zaman neler düşünüyordum, şimdi ise neler yapıyorum..

Hayat sen hep güzel şaşırt bizi, olur mu? Güzel süprizlerle renklendir hayatımız…^^

Yeni yıldan herkese iyi dilekler diliyorum^^

p.s. Bu arada yeni evim Seul’de artık tekrar Seul’deyim :))))