Bugünkü planım ilk önce Seul’deki Türk Kültür Merkezini ziyaret etmek ve onun bulunduğu bölgedeki büyük kitapçıları gezmekti. Çok kültürlü bir gün planladım kendime. Öğleye doğru çıktım evden koyuldum yola. Türk Kültür Merkezinin adı İstanbul Kültür Merkezi, ve Yeoksam’da bulunuyor. Yeoksam istasyonu oturduğum yerdeki yeşil hat üzerinde, bu yüzden sürekli inip binmek zorunda kalmadım. Direk gittim Yeoksam’a, sonra Gangnam istasyonu yönündeki çıkıştan çıktım ve araştırmalarıma göre biraz yürüdükten sonra Kültür Merkezi biraz ileride karşıma çıkmalıydı. Uzun uzun ana caddeler, sağlı sollu yüksek yüksek binalar, tam da öğle saati, tüm iş çalışanlar ya yemek için çıkmış ya da sigara molası için binaların önünde. Seul’de her yer yeşil, yani ağaçlık. Üstelik sonbahar olduğu için ağaçlar turuncu, kırmızı, yeşil ve sarı renkli yanyana sıralanmış. Yüksek binların ve hızlı hızlı yürüyen insanların oluşturduğu hırs ve rekabet atmosferini bir tek bu renkler yumşatıyor. Çevredekilere bakıyorum. Bir sürü Koreli erkek, malum iş dünyası burası. Koreli erkekler; Koreli kadınlar için bile yakışıklı olarak sayılmıyorken, ancak bugün ya takım elbiselerin etkisi ya da yüksek binaların, henüz bilemiyorum bir sürü oldukça hoş Koreli işadamı gördüm. Hava güneşli, gökyüzü açık ağaçlar farklı renklerde, muhteşem bir sonbahar havası var. Benim gözümde güneş gözlüklerim, üzerimde trenchkotum, saksmavisi ve gri kombinasyonunda süzülüyorum Gangnam’ın en lüks sokaklarında..Burada bana bakmalarına alıştım, yabancıysanız dik dik veya meraklı bakışlardan kaçamıyorsunuz. Güneş gözlükleri bu konuda bu bakışları bloke etmek için avantaj ancak daha az dikkat çekmiyor. Ben bu arada tabiki böyle en çok sevdiğim mevsimde gözlerimde gözlükler kulağımda MP3 korece şarkılar süzülüyorum..Havamdan da yanıma yaklaşılmıyor, kendimi bir an bir kore dramasında başrol oyuncusu bile hissettim :), o kadar havalara girmişim. Eee, kim olsa girerdi havaya o durumda :). Sonra ben böyle yürürken, bir anda dank?!!! Noluyorr yaaw, karşıma çıkmalıydı Kültür Merkezi derken…Ama tabiki de öyle olmadı! Yürü Allah yürü, dönüyorum dönüyorum aynı yere çıkıyorum.Yaw internetten bakarken çok kolaydı noldu?? . Kocaman ve çok yüksek iş binaları beynimi döndürdü herhalde, ee sayılı yakışıklı işadamlarını unutmamalı..Bir anda nerdeyim ben dedim..Sürekli aynı sokağı bir inip bir çıkıyorum, bir yandan da gözüm adres sormak için birilerini arıyor ama kim ingilizce bilir kestiremiyorum.Sonunda alley diye bir telefon mağazası var, ona girdim ve adres sormak istiyorum dedim. Görevli bir dakka dedi, ve muhteşem ingilizce bilen birisi geldi! Nasıl mutlu oldum anlatamam :D. Koreliler çok yardımsever, gerçekten yardım isterseniz ediyorlar. Adresi sordum ve benim için gidip internetten araştırdı, haritanın çıktısını aldı. Bizim usül, ‘abla sen burdan şimdi dön, git bir 100m,sonra cami var onu geç ordan sağ yap karşına tansaş çıkcak orda bi soru ver, olur mu?’ diye bir yanıt yok, çünkü burada navigasyonsuz, akıllıtelefonsuz iş yapamıyor kimse. Bazen elektrik sistemi çökerse bunlar ne yapar diye düşünmüyor değilim. Neyse, konumuza dönelim, ben teşekkür ettim, çok mutluyum tabi elimde harita, ama ne bileyim daha sonra küfür edeceğimi..Başladım gene yürümeye, yürü Allah yürü..Bugün şansım yürümekten yana..Sonunda haritaya göre işaretli yere geldim, ee nerde?? yok!! Allah Allah, neresi burası?? Bir baktım başka bir yöne gitmişim. En iyisi aramak dedim, Kültür merkezini aradım, telefon yanlış çıkmaz mı..Haydaaa! Be kardeşim bu yer nerde?? Sonra aklıma geçenlerde tanıştığım birisi geldi, onu aradım, sordum, ve doğru bir telefon numarası aldım. Hemen aradım, bu seferde telefona Koreli bir bayan çıkmazm mı? Neyseki Türkçe biliyordu. Ama adresi sorunca, iki saat anlamak için öldüm öldüm dirildim..Adresi şöyle tarif ediyor, Yeoksam çıkış 6 no, sonra düz git KPC var ordan sol sonra sol sonra orda..Nası yani?? Tamam çıkış 6 düz git, KPC ne?? tavuk tavuk mu???hee KFC tavuk anladım..Sonra sola dön, ee sol gene mi sol kaçıncı sol?? Sağ mı?? hani soldu ? sonunda önce sola sonra yol ayrımından sağa dönmem gerektiğini çözdüm :).
…vee işte sonunda geldim Kültür Merkezine..girdim, mis gibi çayımı içtim ve bir süre kendimi evde memlekette hissettim. Gerçekte güzel bir şekilde düzenlemiş, her köşesinde Türk Kültürünü yansıtan el işleri, bilgiler ve motifler var. Sadece görüntüden ibaret değil burası, isteyen gelip Türkçe öğrenebiliyor ve ayrıca bir çok faaliyet düzenleniyor. Gerçekten çok aktif ve güzel işler yapan bir Türk Kültür Merkezi. Amaç sadece Korelilere Türk Kültürünü layıkıyla tanıtmak, bu konuda oldukça iyiler. İçeri girer girmez meraklı bakışlar, selam verdikten sonraki sözlerinize Türkçe devam etmeniz ve masanıza gelen sıcak demli bir Türk çayı, bulunmaz, burada gerçekten bulunmuyor :).
Kore’ye geldiğimden beri bir çok soruyla karşılaştım, ancak en çok ne sordular diye sorarsanız, şöyle diyebilirim : “Neden Kore?” Bu soru kimle karşılaştıysam sormadan geçmedi, Türk olsun Koreli olsun Avrupalı olsun Mısırlı olsun aklınıza gelebilecek her türlü milletten kimle karşılaştıysam neden Kore? diye sordu..Ben de “Neden olmasın?” dedim, ve hala öyle diyorum ^^…Neden bir nedeni olmalı ki? Gelmek istedim, burada olmak istedim ve buradayım^^..Bu ülke çok kolay ve rahat bir ülke değil, özellikle bazı kurallarınız varsa. Uyum konusunda çok sıkıntı çekebilirsiniz. Eğer Kore dramalarına kanıp gelmeye kalkıyorsanız sakın ha! Gerçekten değmez, ancak tatile gelinir :)..Ben şahsen buraya ne Kore draması ne de Kore artistleri için geldim :)..Benim başka nedenlerim vardı, hala var.
Bu ülke aslında çok güzel, ancak aynı zamanda çok hırslı ve rekabetçi bir ülke..Neden bir çok Korelinin depresif, güvensiz ve çekingen olduğunu, intihar oranlarının yüksek olduğunu buraya gelince daha iyi anladım. Bu ülkede inanılmaz bir baskı var. Hep mükemmel olma, sürekli en iyisini olma…İnsan hep yarış içindeler, bir yandan çok okuyor, diğer yandan okudukları bilgileri neden uygulamıyorlar şaşıyorum. En çok gittiğim, kokusunu sevdiğim yerlerden birisi kitapçılar ya da kütüphanelerdir. Burada ikisinden de o kadar çok var ki..Üstelik çok büyük ve genişler, sanki cennettesiniz! Hepsi tıklım tıklım insanlarla dolu, sürekli okuyan insanlar..Ne kadar çok kültürlü diyorsunuz görünce, bir de sonra davranışlarına bakınca çok farklı şeyler görüyorsunuz..Bu insanları ve gözlemlerimi ayrı bir yazımda değerlendireceğim, ancak gerçekten şunu bir daha gördüm; okumak, çalışmak çok güzel ancak her okuyan kültürlü mü çok mu çalışkan, bunun yanıtı yok…
Hoşçakalın^^



