Bir liste yapmaya karar verdim. İzlediğim ve izleyeceğim tüm kore filmlerinin listesini yapıyordum. Daha kalıcı olması ve rahat takip edebilmem için penceremin kenarındaki küçük yeşil kaplı uzun zamandır elime almadığım not defterime uzandım.
Bu not defterinin kapağında A-Z harfler var, çiçekler var, papatyalar, biraz baharı anımsatıyor. Ne zaman aldığımı hatırlamıyorum, ancak içini açınca ilk ne zaman birşeyler not ettiğimi gördüm. Tarih 20.09.2005, “Salı günü telafi” diye başlık yazmışım, neyin telafisiydi acaba? Arka sayfada bir ipuçu buldum, o zamanlar gittiğim ingilizce kursunun telafi dersiymiş. Ne kadar çalışkanmışım, telafi derslerine gidiyormuşum .
Bir sonraki sayfada ise 21.09.2005, Ders Programı. Perşembe günüm boşmuş o zamanlar, ne kadar çok sevinmiştim, bir yandan da neden cuma değil diye hayıflanmıştım. O sıralar yeni bir sevda sarmıştı beni, uluslarası bir öğrenci platformunda gönüllü olmak için koşturuyordum. Cuma günleri akşamları toplantı olurdu ve ben genellikle gidemez ya da dersi ekmek zorunda kalırdım. En çok sevdiğim hocanın dersini ekmek zorunda kalmak çoğu zaman zor oluyordu.
Sayfaları çevirdikçe tarih 22., 23., 24.09 diye ilerliyor. Başlıklar birbirine yakın ders programı, kurstan notlar, ingilizceden notlar, önemli kalıplar, sınavlar..Arada bir o zamanlar bayılarak izlediğim The O.C. ‘nin Seth karakterine iltifatlar yazmışım, ders notları arasında sıkıldığım bir an olsa gerek..resim bile yapmışım, ne kadar çok sıkıldıysam artık siz düşünün ….
Tüm bu sıkıcı ders notları, grafikleri, sınav tarihleri arasında her açtığımda beni gülümseten bir not buldum. Cenem dostum benden habersiz çizmiş bunu not defterime, ne kadar güzel bir anı…
Daha ilerledikçe bir yandan tarihlerin değiştiğini, diğer yandan zamanın nasıl aktığını görüyorum..O yıla, yıllara dönüyorum neler yaptığımı görüyorum tek tek, sanki bir günlük. Günlük tutmayı ne kadar çok istesemde daha çok aylık ve yıllıklarım vardır. Nedense hep ertelerim günlüklerime yazmayı, günlük olması için birbirinden güzel defterlerim var, hala alıyorum bir sürü ancak genede günlük olarak başlayan defterler önce aylık sonra yıllıklara dönüyor . Galiba ben not defteri tutayım, ya da ajanda, daha çok işime yaradığı belli..
Bunu bir daha gördükten sonra hızla çevirdim yaprakları, bir de baktım, yeni bir yıl olmuş : 06.01.2006, Deniz Café
Sonunda çok istediğim şey olmuş, ve gönüllü olmuşum bir sürü uluslarası öğrenciye yardım etmek için..
Deniz Café: Neresi olduğu hatırlamıyorum şu anda, bu şehirde bir yerde, ama kimbilir neresi, dört sene olmuş.. “Our International family” oluşturan arkadaşlarım bana iyi dileklerini, onlara hediye ettiğim şeyleri çok beğendiklerini ve çok duygulandıklarını (ki ne aldığımı bile hatırlamıyorum), kendi memleketlerindeki ev adreslerini ve beni her zaman beklediklerini yazmışlar…Birisi Makedonya’da, diğeri Atina, Kolombiya, Brezilya,Meksika, Rusya, Almanya....Hepimiz bir arada toplanmışız, ne güzel günlerdi. Onları en son 2006 yılında gördüm, o zamandan beri görmedim. Ancak mail üzerinden hala haberleşiyoruz. Ne kadar güzel değil mi? İnsanın uzakta olduğu arkadaşlarıyla, hala haberleşmesi çok güzel birşey. Bir mektup, kart veya mail atması ve cevabının gelmesi, ne kadar heyecan verici aslında.
Bunun heyecanı ile sayfaları daha hızlı çevirirken bir de o yıl bir Efes gezisinde tanıştığım Güney Koreli Jenna, ve Japon Yuka’yı hatırladım. Mail adreslerini almışım, ancak onlarla o zamandan bu yana hiç yazışmadım denebilir. Az önce oturdum ikisinede bir mail yazdım ve gönderdim. Belki beni hatırlamıyorlardır bile, olsun genede ben onlara kendimi hatırlatmak istedim. İkiside çok tatlı kızdı. O gezide, kış olmasına rağmen çok eğlenmiştik. Benim o yıl için Efese yaptığım 3 gezinin 2.siydi. İlkini ise yılbaşında yapmıştım. O da başka bir hikaye, bir gün onu da anlatırım :)…
Orada şimdi sabah olmuştur belki de, kalktıklarında mailimi okurlar mı acaba? Eğer gönderdiğim adres hala geçerliyse..Gerçekten çok merak ediyorum bunca zaman ne yaptıklarını, bakalım bir cevap gelirse, sizi de haberdar ederim
Şimdilik beklemedeyim…