Uzun zamandır çok yoğun olduğum için hiç dinlenmeye fırsatım olmuyor. Gene çok yoğun bir günün ardından zorlada olsa kalktığım bu sabah iyiki açmışım bloğumu . Cenem bitane SuN’ım bana hoş bir süpriz yapmış ve beni mimlemiş! Başta ne olduğunu anlamamışken okuduğum yazısında, her zamanki gibi gene beni düşündüğünü gördüm ve böyle muhteşem bir insanın arkadaşım olduğunu bilmek çok güzel! Gerçekten de böyle bir ara vermeye ihtiyacım vardı, nasılda biliyorsun beni :)
Evet, şimdi bu mimlenme olayının nasıl olduğuna gelelim..Kurallar böyleymiş :
"İşte bu keyifli mimin konusu:
Kitaplığınızın karşına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin. Şimdi gözlerinizi açın. Bir kitap seçmiş durumdasınız. O kitabı satın aldığınız ya da hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın. Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu! 55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin.
Mim Kuralları:
- Mimlenenler mimi cevaplamak zorundadırlar, mim bozulamaz.
- Mimin bozulması teklif dahi edilemez.
- Mim yalnızca 3 kişiye gönderilebilir.
- Karşılıklı mimlemeler yasaktır.
- Mim, her bir blog için sadece bir kez cevaplanabilir.
- Mim kurallarının ilk 6 maddesi değiştirilemez."
Bende kuralları bozmadan, sırayla uygulamaya başladım..İlk önce tezime dair gittikçe yükselen makale ve kitap dağlarını aşarak, önünme çıkan engelleri atlayarak, uzun zamandır dokunmadığım tozlu kitaplığımın başına geçtim. Derin derin çoook derin bir nefes aldım. Kapadım gözlerimi ve uzattım ellerimi..Gözlerimi açınca seçmiştim kitabımı…
Çok ilginç bir kitap geçti elime, okumak için aldığım ancak okumayı unutmuş olduğum bir kitap. Adı Musashi, yazarı Eiji Yoshikawa. Bu kitabı hangi yılda aldığımı hatırlamıyorum, ancak bir noel zamanıydı. İzmir Alman Kültür’de bir noel pazarı vardı ve oraya gitmiştik kardeşim ve arkadaşımla. Almanya gene burnumda tütüyordu, ve bu noel pazarları çok hoş oluyordu. Eskiye dair şeyler, o baharat kokuları, her şey bana ufak bir gezi imkanı veriyordu İzmir-Frankfurt a.M. arasında…İşte o sene Japonya yılıydı benim için, japonlarla Japonya ile uğraşıyordum ve bu kalın romanı almıştım bayılarak, hem de çok uzuncaydı..çok mutlu olduğum bir gündü…
Öncelikle, bu roman ve yazarına dair biraz bilgi vermek istiyorum. Eije Yoshikawa (1892-1962) 20. yüzyılın en tanınmış ve en çok sevilen japon romancılarından birisiymiş.Yazar 22 yaşında başlamış yazmaya ve eseri olan “Musashi” ilk kez 1935 yılında çıkmış ve 15 defa basılmış. Ayrıca 7 defa filmlere konu olmuş ve basıldığından bu yana 120 milyon baskısı satılmış. Elimdeki kitap İngilizceden Almancaya çevrilmiş versiyonu. Ayrıca 7 bölüm ve 1170 sayfa. Bölümleri sırasıyla Toprak, Su, Ateş, Rüzgar, Gökyüzü, Güneş ve Ay, Mükemmel Işık’tan oluşuyor.
Musashi aslında gerçekte yaşamış bir kılıç ustasıdır. Ancak bu roman onun hayatından esinlense de onun hayatını anlatmamaktaymış.
Kitabın arkasında şöyle yazıyor:
“Eine Reise in die Welt der Samurai. Musashi, der jugendliche Heißsporn, auf dem Weg des Schwertes einem Weg, der nicht den perfekten Kaempfer, sondern auch die vollendete Persönlichkeit zum Ziel hat.”
“ Samurai’n dünyasına bir gezi. Genç delikanlı Musashi, kılıcın yolunda -öyle bir yol ki sadece mükemmel bir savaşçı olmayı değil aynı zamanda mükemmel bir kişiliği hedef alan bir yolda- ilerlemektedir.”
Benim payıma düşense; gitmeyi seçtiğim yolda beni mükemmel yapmak için birçok zorlukla karşılaşacağım belki, bu yüzdende bir savaşçı gibi kararlı olmalıyım, belkide bir samurai gibi..
Birinci bölüm olan Toprak, sayfa 55:
“Warum lauft Ihr weg? Kennt Ihr mich nicht? Ich bin einer von Euch, Shimmen Takezo aus Miyamoto. Ich fress Euch schon nicht! Ihr wisst doch, es ist sehr unhöflich, vor jemand davonzulaufen, ohne auch nur guten Tag zu sagen.”
“Niçin kaçıyorsunuz? Beni tanımıyor musunuz? Bende sizden biriyim, Miyamoto’dan Shimmen Takezo. Sizi yemem! Bilmiyor musunuz, birine selam bile vermeden kaçmak oldukça kaba bir harekettir.”
Bende başka arkadaşlarımı mimlemeden, bir kitapta okumuş olduğum kitapların arasından seçtim. Bu sefer seçtiğim beni çok uzaklara götürdü. Az önce seçtiğimden de çok eskilere..
Seçtiğim kitap gene Almanca, bugün şansıma …Adı Gottfried, das fliegende Schwein, yazarı Waldrun Behncke. Bu kitabın daha kapağını açar açmaz şu yazı ile karşılaştım:
Zur Erinnerung an den Lesewettbewerb an der Anne-Frank- Schule Juni 1994.
Anne-Frank Okul’undaki okuma yarışmasından bir hatıra Haziran 1994.
Bu kitap bana bir hediyeydi, ilkokulda okuma yarışmasında kazanmışım. Tam hatırlayamıyorum, herhalde birinci gelmediğim içindir . Ne kadar güzel günlerdi. Ne kadar uzun bir zaman olmuş, sanki bir zaman makinesindeyim. Sayfaların kokusunu içime çekmek için karıştırdıkça, bir anda bir otobüs bileti buldum. Yıl 2007 , aylardan Temmuz ve bilet İzmir-İstanbul için kesilmiş. Don’t stay on the carpet!
İşte uçmak için her şeyi deneyen domuz Gottfried’in çıktığı yolculuğun ve kazandığı arkadaş ve ailenin hikayesini anlatan en çok sevdiğim bu kitaptan bir alıntı, sayfa 55:
“Merkwürdiges Abendrot”, sagte Willi. Die kleine rosa Wolke kreiste einige Male über dem Haeuschen von Mimi und Willi Lütt, dann schwebte sie nieder und hielt vor dem Wohnzimmerfenster an.
“Hallo”, sagte Gottfried und lachte.
“Tuhaf bir akşam kızıllığı”, dedi Willi. Küçük pembe bulut Mimi ve Willi Lütt’ün evi üzerinde bir kaç kez tur attı, sonra yere doğru süzüldü ve oturma odasının penceresi önünde durdu.
“Merhaba”, dedi Gottfried ve güldü.
Bende şu an uzaklarda benim gibi aynı yoğunlukta olan arkadaşım Burjito’ya bu sorumluluğu veriyorum. Cenem SuN’a kurallar gereği maalesef geri dönemediğim için bu kadarla kalıyor mimlemek.
Cenem dostum, teşekkür ederim. Benim çok güzel günlere geri gitmeme neden oldun :)
Seni çok seviyorum
Cenem benim:) ne kadar keyifli olmuş, her ikisi de! haftaya görüşeceğiz, bu yüzden çok mutluyum, birlikte geldik. Love you:)
AntwortenLöschenoley! seni çok özledim cenem..dört gözle bekliyorum haftayı :))))
AntwortenLöschen