20.09.2010

son baharda son bir defa güneş yanığı ve deniz keyfi

2010 yılı sonbaharına geldik işte. Bu yıla başlarken ne güzel dilekler dilemiştim, soğuk İstanbul’da sıcak bir ortamda en çok sevdiğim insanlar ile mercimek köftesi, makarna salatası, patates salatası ve bir sürü tadına doyamadığım ve hatırladığım muhteşem yiyecekler eşliğinde..O kadar hızlı akmıştı ki zaman, bir anda televizyonda son 5 dediğini duyduk ve biz sayalım derken işte 2010!! Sonrasında testere serisinin tamamlanması ve uzun, güzel ve mutlu bir uyku.

Bunların ne alakası var şimdi sonbahar ile degil mi? Sonbahar geldimi kışın yakın olduğunu hissediyorum. O zaman içim kıpır kıpır oluyor, çünkü İstanbul geliyor aklıma, belki bu kışda İstanbul’da olurum diyorum. Bir de yılbaşında dilediklerim geliyor aklıma, henüz tamamlanmamış gerçekleşmemiş dileklerim var içinde..Ancak bir tanesi dün itibariyle gerçekleşmiş bulunuyor (^-^)..

Uzun zamandır denize giremedim, iki yazımı denizden uzak bir yerde yurtdışında geçirdim. En son ne zaman denizin keyfini çıkardığımı düşünüyorumda, 2006 yazına kadar geri gidiyorum. Denizsiz çok kötü oluyor insan, özellikle denizle büyüdüyseniz. “vay be, herhalde çok iyi bir yüzücü olsa gerek..” diye düşünebilirsiniz, ancak muhteşem bir yüzücü olduğumu söyleyemem :). Gene de denizsiz bir güne uyanmada zorluk çekenlerdenim. Uzaktan görmek bile yetiyor, hatta onun her sabah uyandığımda olduğu yerde durduğunu bilmek bile bana yetiyor. Daha zinde hissediyorum. sizde denizsiz yerlerde kuru hissediyor musunuz? Denizden çıkmış balık tabirini o zaman çok iyi anlıyorum…

nemo

…belki de bir balık olduğum içindir.

Dün bir pazar günüydü.uzun zaman sonra tekrar mutlu bir balık gibi hissettim, kendimi Özbek sularına bıraktığımda. Bir pazar günü nasıl daha güzel geçirilebilir ki?

3sko

Bulutsuz, masmavi bir gökyüzü, sıcacık içini ısıtan bir güneş, turkuazdan maviye koyulaşan çarşaf gibi bir deniz…İşte burada geçirdim tüm Pazar günümü, kıskandınız değil mi? Ben bile şu an kendimi kıskandım, keşke gene Pazar olsa ve ben orada olsam…

Gerçekten muhteşem bir gündü, deniz o kadar güzeldi ki hiç çıkmadım sudan. Hatta artık suda yaşamak istedim, evim olsaydı orası :)..İnsan o kadar rahatlıyor ki, su arındırıyor insanı. Tüm stresim, kaygım, düşüncelerim gitti. Yerini tuzlu bir yüz , güneşten yanmış , kızarmış burnum ve yanaklarım, sudan buruşmuş ellerim aldı. En son böyle güzel bir güneş yanığım Mordoğan tatilinde olmuştu. Ne kadar özlemişim pembe pembe olmayı, o tuzlu suyun hafifçe cildini kavurduğunu hissetmeyi..

<SAMSUNG DIGITAL CAMERA>

Neyseki ben çok şanslıydım. Eylül ayında İzmir’de olmak böyle güzel işte. Denizin ve güneşin tadını son defa bir sonbahar gününde yaşadım. En güzel tarafı ise bu sonbaharda İzmir’de böyle güzel günleri bir kez daha yaşama ihtimalinizin olması. Taaki kış olunca, işte o zaman yüzünüdeki pembelik ile yeni bir baharın gelmesini beklersiniz..İlk baharla birlikte tekrar, kışın soldurduğu yüzü tekrar güneş ve deniz pembeleştirir.

Bende henüz daha baharken son defaları iyi değerlendirip, kıştan önce son bir sefa daha yapacağım. Bir pazar günü sefası olur mu bilmiyorum, ancak son bir defa daha denemeden ne çıkar ki?

(^-^)

Keine Kommentare:

Kommentar veröffentlichen