Yazılarımda ara ara koreli çok yakın bir arkadaşımdan ve koreli ailemden bahsediyordum. Bugün nasıl kocaman koreli bir ailem olduğundan bahsedeceğim^^. Koreli arkadaşımın türkçe adı yasemin, onunla 2008 yılında Berlin’de bir seminerde tanıştık. Kendisi benim Türk olduğumu öğrenince yanıma geldi ve Türkiye’yi ve Türkleri çok sevdiğinden bahsetti. Böylece bir anda tanıştık ve kaynaştık. O gün birlikte Berlin’i gezdik, tüm sokaklarını tek tek Checkpoint Charlie’de kahve içtik birlikte, sonrasında resim çekildik hemen oradaki Berlin bayrağının süslediği duvardaki mini cooper’da, sonrasında uzun ve güzel bir yürüyüş Berlin duvarı boyunca…Sonra tekrar görüşmek üzere diye ayrıldık. Kısaydı ama pek çok anı sığdırdık bir güne, ertesi günde görüşecektik ancak olmadı. Bir gün bir yerde mutlaka görüşeceğiz dedik ve öylece vedalaştık mesajla…
O günden sonra kopmadık bir şekilde iletişimdeydik, uzun süre haber alamasak da biliyorduk neler yaptığımızı. Bir gün bana Danimarka’ya gideceğini oradan iş teklifini aldığını söyledi. Bunun üzerine bir umut doğdu, tekrar görüşebiliriz, Danimarka çok yakın! Tam üç yıl sonra Danimarka’da görüştük, bu yaz gittim yanına^^ Berlin’deydim gene bu yaz, Yasemin’i hatırladım, bu sefer geleceğim seni ziyarete dedim, ve ayarladık sonunda bir haftasonu gittim onu ziyarete Kopenhagen’e…Bambaşka bir heyecan vardı bu sefer onun yanına giderken, çünkü ona ekim ayında Gyeongju yani Güney Kore’de olacağımdan bahsetmiştim. Birlikte planlar yapıyorduk, ve Kopenhagen sokaklarında gezerken batmayan güneş bize eşlik ediyordu. İkimizde Kopenhagen’deydik ama ruhumuz Seul’de geziyordu, kulağımızda korece şarkılar, birlikte korece konuşuyorduk, daha doğrusu bana öğretiyordu^^
Bir sabah aklıma geldi, gene Kore’den bahsediyorduk. Yasemin senin ailen nerede dedim. Hangi şehir? Demez mi bana Gyeongju’ya yarım saat mesafede! O zaman annenleri görmeliyim dedim! İşte böyle başladı daha Kore’ye gitmeden bir aile sahibi olmam. Gyeongju’da fuardayken bir yandan Yasemin’in annesiyle görüşüyordum. İlk telefonda kendisine direk “omma” dedim. Kore’de bizim gibi teyze, anne,abla,amca, baba, abi gibi hitap edebiliyorsunuz samimi olmak istediklerinizle, onlarda bunu daha hoş karşılıyorlar. Böylece artık bir koreli annem ve ailem olmuştu. Gyeongju Exposu bittikten sonra beni almaya geldi koreli ailem ve birlikte Pohang’a gittik. Ben bir ailem oldu derken bir baktım, bizim usül bütün sülaleyi tanımışım ^^ Teyzeler, amcalar hepsiyle tanıştım…Gel zaman git zaman, vakit geldi çattı ve Seul’e düştü yolum..Seul’de kalacak yer bakarken demez mi koreli annem orada da teyzen var onda kalabilirsin^^..İşte dedim, büyük bir ailenin olması böyle güzel, hep bir kucak açan oluyor^^..İşte şimdi koreli teyzemin evindeyim, kendisi o kadar tatlı ki..Yarı Korece yarı İngilizce anlaşıp gidiyoruz. Buradaki maceralarımı anlatmaya kalksam bitmez, bir başka yazımda yer vereceğim koreli teyzeme^^
Kısacası, Korelilerde de aile bağları çok önemli. Onlarda kocaman büyük bir aile ve arkadaşının arkadaşı geldiyse tüm sülaleye tek tek dıdısından dıdısına anlatılıyor herşey ve tanıştırılıyorsunuz. Ayrıca bir yere mi gideceksiniz orada bir akraba varsa hemen iletişime geçiliyor ve mutlaka birşeye ihtiyacın olursa o kişilere ulaşman isteniyor. Koreliler için kapılarını kolay kolay herkese açmaz diyorlar, ben başka gördüm burada…Şimdiye kadar gittiğim her kapı ardına kadar açıldı, hatta başka kapıları bile açtı..Benimkisi belki bir tevafuk ya da şans bazılarına göre..Ancak şunu anladım ki, hayatımıza giren insanlar ne zamansız ne de nedensiz yere girmiyor hayatımıza, her şeyin bir açıklaması var ancak çok sonra anlayabiliyoruz, anlaryabilirsek…
Herkesin hayatına güzel insaların güzel nedenlerle girmesini dilerim…
Koreli aileme buradan çok teşekkür etmek istiyorum bir kez daha, sizi çok seviyorum^^