Posts mit dem Label hanguk saram werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label hanguk saram werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

22.11.2011

Koreli kocaman bir ailem var

Yazılarımda ara ara koreli çok yakın bir arkadaşımdan ve koreli ailemden bahsediyordum. Bugün nasıl kocaman koreli bir ailem olduğundan bahsedeceğim^^. Koreli arkadaşımın türkçe adı yasemin, onunla 2008 yılında Berlin’de bir seminerde tanıştık. Kendisi benim Türk olduğumu öğrenince yanıma geldi ve Türkiye’yi ve Türkleri çok sevdiğinden bahsetti. Böylece bir anda tanıştık ve kaynaştık. O gün birlikte Berlin’i gezdik, tüm sokaklarını tek tek Checkpoint Charlie’de kahve içtik birlikte, sonrasında resim çekildik hemen oradaki Berlin bayrağının süslediği duvardaki mini cooper’da, sonrasında uzun ve güzel bir yürüyüş Berlin duvarı boyunca…Sonra tekrar görüşmek üzere diye ayrıldık. Kısaydı ama pek çok anı sığdırdık bir güne, ertesi günde görüşecektik ancak olmadı. Bir gün bir yerde mutlaka görüşeceğiz dedik ve öylece vedalaştık mesajla…

O günden sonra kopmadık bir şekilde iletişimdeydik, uzun süre haber alamasak da biliyorduk neler yaptığımızı. Bir gün bana Danimarka’ya gideceğini oradan iş teklifini aldığını söyledi. Bunun üzerine bir umut doğdu, tekrar görüşebiliriz, Danimarka çok yakın! Tam üç yıl sonra Danimarka’da görüştük, bu yaz gittim yanına^^ Berlin’deydim gene bu yaz, Yasemin’i hatırladım, bu sefer geleceğim seni ziyarete dedim, ve ayarladık sonunda bir haftasonu gittim onu ziyarete Kopenhagen’e…Bambaşka bir heyecan vardı bu sefer onun yanına giderken, çünkü ona ekim ayında Gyeongju yani Güney Kore’de olacağımdan bahsetmiştim. Birlikte planlar yapıyorduk, ve Kopenhagen sokaklarında gezerken batmayan güneş bize eşlik ediyordu. İkimizde Kopenhagen’deydik ama ruhumuz Seul’de geziyordu, kulağımızda korece şarkılar, birlikte korece konuşuyorduk, daha doğrusu bana öğretiyordu^^

Bir sabah aklıma geldi, gene Kore’den bahsediyorduk. Yasemin senin ailen nerede dedim. Hangi şehir? Demez mi bana Gyeongju’ya yarım saat mesafede! O zaman annenleri görmeliyim dedim! İşte böyle başladı daha Kore’ye gitmeden bir aile sahibi olmam. Gyeongju’da fuardayken bir yandan Yasemin’in annesiyle görüşüyordum. İlk telefonda kendisine direk “omma” dedim. Kore’de bizim gibi teyze, anne,abla,amca, baba, abi gibi hitap edebiliyorsunuz samimi olmak istediklerinizle, onlarda bunu daha hoş karşılıyorlar. Böylece artık bir koreli annem ve ailem olmuştu. Gyeongju Exposu bittikten sonra beni almaya geldi koreli ailem ve birlikte Pohang’a gittik. Ben bir ailem oldu derken bir baktım, bizim usül bütün sülaleyi tanımışım ^^ Teyzeler, amcalar hepsiyle tanıştım…Gel zaman git zaman, vakit geldi çattı ve Seul’e düştü yolum..Seul’de kalacak yer bakarken demez mi koreli annem orada da teyzen var onda kalabilirsin^^..İşte dedim, büyük bir ailenin olması böyle güzel, hep bir kucak açan oluyor^^..İşte şimdi koreli teyzemin evindeyim, kendisi o kadar tatlı ki..Yarı Korece yarı İngilizce anlaşıp gidiyoruz. Buradaki maceralarımı anlatmaya kalksam bitmez, bir başka yazımda yer vereceğim koreli teyzeme^^

Kısacası, Korelilerde de aile bağları çok önemli. Onlarda kocaman büyük bir aile ve arkadaşının arkadaşı geldiyse tüm sülaleye tek tek dıdısından dıdısına anlatılıyor herşey ve tanıştırılıyorsunuz. Ayrıca bir yere mi gideceksiniz orada bir akraba varsa hemen iletişime geçiliyor ve mutlaka birşeye ihtiyacın olursa o kişilere ulaşman isteniyor. Koreliler için kapılarını kolay kolay herkese açmaz diyorlar, ben başka gördüm burada…Şimdiye kadar gittiğim her kapı ardına kadar açıldı, hatta başka kapıları bile açtı..Benimkisi belki bir tevafuk ya da şans bazılarına göre..Ancak şunu anladım ki, hayatımıza giren insanlar ne zamansız ne de nedensiz yere girmiyor hayatımıza, her şeyin bir açıklaması var ancak çok sonra anlayabiliyoruz, anlaryabilirsek…

Herkesin hayatına güzel insaların güzel nedenlerle girmesini dilerim…

Koreli aileme buradan çok teşekkür etmek istiyorum bir kez daha, sizi çok seviyorum^^

13.11.2011

Kore İnsanı; Hanguk Saram ya da diğer bilindik bir adı Kimçi Saram

image

Hanguk saram, olarak tanımlıyor insanlar kendimi burada..Birisi nasıl bir insansın diye sorarsa, çok iyi bir insanım yerine Türk insanıyım diye cevap veriyoruz; Toki Saram imnida^^ Şimdi bu Hanguk Saramlara yakından bir değinelim, baştan yanlış anlaşılmaları engellemek için şunu belirteyim; bu yazı benim gözümdeki ve gözlemimdeki Hanguk Saram…

Bu yazıyı Seul’den yazıyorum, Kore’ye geleli yaklaşık 6 hafta oldu. Aslında 2 gün sonra geri dönüyordum ki planlarımda değişiklikler oldu ve bir süre daha buradan yazacağım size. Burada kalma maceramı bir ara etraflıca yazacağım, merak edenler için ^^.. Şimdi gelelim Hanguk saram ya da Kimçi* Saram’ın fayda ve zararlarına ^^..Kore’ye daha inmeden Atatürk havaalanında başladı ilk gözlemlerim. Birçok arkadaşım farklı kültürlerden ve ülkeden, Koreli bir arkadaşım da var çok eski ve çok sevdiğim, ancak bu sefer bir başka gözle baktım Korelilere. Atatürk havaalanında uçağa binmeden daha gözlemledim, oldukça meraklı, yerinde duramayan ve gürültücü olduklarını. Biz Türklerde çok sakin insanlar sayılmayız hani :) Buraya gelmeden önce de bir kaç şey duymuştum Kore insanına dair; mesela,  çok yardımsever olduklarını, sıcak ancak çok çekingen olduklarını ve kimçi için her şeyi yapabileceklerini ^^…Bir de buraya geldim, burada gördüm daha neler varmış neler…

Aslında insanlar hakkında başkalarından duyduğumuz bilgileri o kişiler hakkında ön bilgi yerine önyargı edinmemizden dolayı mümkün olduğunca kendi gözlemlerimle o insanları tanımaya çalışıyorum. Eee biz de insanız ama, illaki bir önyargıyla gidiliyor ^^..Buraya gelirken aklımda pek önyargı yoktu, aslında buradayken de önyargı oluşmadı sadece çileden çıktığım durumlar oluyor, o kadar ^^. Mesela, metroya binince kapıda öylece durmaları ve ilerlememeleri, ayrıca sürekli aceleleri olduğu için sürekli size sağlı sollu çarpmaları ancak özür dilemeyi bırakın bir dönüp bile bakmamaları gibi gibi..Hoş bu metroya binipde ilerlememe sadece bu ülkeye has değil, Atina’da da aynı durumu bizzat yaşadım, kendi ülkemde de olmuyor değil. İnsana çarpıp da özür dilememe durumu ancak burada oldukça abartılı. Bunun nedeni ise şuymuş, herkes sürekli meşgul ve bir yere yetişmek zorunda olduğu için çarptığı kişinin ağzı burnu dağılmadığı ve gözü çıkmadığı sürece dönüp bakmaya veya özür dilemeye gerek yokmuş. Bu kabalık olarak değil, aksine zamanım yok gidip bir kaç milyon won daha kazanmalıyım beni oyalama anlamına geliyormuş..Yani siz siz olun burada kimse tarafından çarpılmayın, bir de suçlu duruma düşersiniz mazallah^^

Bana şimdi bir de Hanguk Saramı tanımla diye sorsalar, ne derim acaba?? Kadınları için hayati önem taşıyan üç unsur: saçları, suratları ve kiloları!

image

iyi de bu unsurlar tüm dünyadaki kadınlar için geçerli ve önemli diyeceksiniz, o zaman ben de size buradakilerin hayal edemeyeceğiniz kadar abartılı olduğunu söyleyeceğim ^^

1.Koreliler genel olarak günde ortalama 3defa duş alıyorlar, saç kaç defa yıkanıyor bilemiyorum artık..Bu kadar sık duş almalarının zararlı bir etkisi ise bizim gibi deodorant kullanan kişilere. Bu ülkenin güneyinden kuzeyine girmediğim dükkanı kalmadı ve bir deo bulmak için göbeğim çatladı! Saolsun burada tanıştığım bir Türk arkadaşım ve eşiyle buluştuğumuz gün bana en güzel hediyeyi verdiler, bir deo, tekrar çok teşekkür ediyorum, hayat kurtardılar :) Fiyatından hiç bahsetmiyorum, ufacık bir deo için ortalama 7-8 dolar gözden çıkarın! Bu ülkede deo ve parfümler kullanılmıyor. Böyle bir ihtiyaçları yokmuş, Koreli arkadaşıma neden deo ve parfüm kullandığımı anlatamadım, insanın kendi kokusu varmış ne gerek varmış ki parfüme? İyi de bu kadar abartıyla yaşayan bu ülkenin insanları bir tek koku da mı doğal? Bizi de düşünün canım ^^

2. Makyaj ve bakım ürünleri konusunda bu ülkeden daha iyisini görmedim. Biz de Paris falan derler ama yok, yok kardeşim burada aşmışlar. Erkekler dahil BBcream dedikleri fondatön kullanıyor, ama o fondatönü göremiyorsunuz. O kadar çok geliştirmişler ki neredeyse doğal bir izlenim veriyor. Bu ülkede makyaj yaparak ne kadar daha doğal görünebilirsiniz bu mümkün! O renkler, o cilt ürünleri, o çeşitler insanın başını döndürüyor ve bazen korkutuyor. Güzelleşmek için her şey mübah burda, üstelik ucuz, pek çok ülkeye göre ^^

3. Kilo konusunda takıklar! Kim değil ki?? Kadınlar ve kiloları, lütfen bize dokunmayın. Burada insanlar genelde çok ufak tefekler, birçok kıyafete sığamıyorum bu nedenle :S..Ona rağmen hala bir zayıflama çabası içindeler. Kardeşim ne uğraşıyorsun, iskeletorla mı yarışıyorsun? Zaten minnacık hala kiloluyum diyip insanın moralini bozuyorlar :D..Kilo konusunda sadece kadınları takık değil, erkeklerde baya takık. Bu kilo konusu aslında oldukça hassas diyebilirim, öyleki bunu işe alımlarda ayrımcılığa kadar götürüyorlar. Neymiş efendim büyük şirketler zayıf çalışan istermiş, çünkü kilolu elemanların hasta olma riski yüksekmiş ve sağlıklarına dikkat etmezlermiş..İyi de büyük firmalar zaten insanı hasta oluncaya kadar çalıştırmıyor ki? Daha saçın ağarmadan atar oldular işten, bırak da birkaç kg ile azıcık para kazanayım, dimi ama? ^^

Siz de dikkat edi, temiz olun, bakımlı olun ve sağlıklı ama abartmayın, şahsen ben hayatımı zindan etmek istemem..Sağlıcakla kalın…

Seul’de bir Toki Saram

*lahanadan yapılan bol sarımsağın ve kırmızı acı biberin kullanıldığı turşu, oldukça lezzetli^^