Posts mit dem Label Az seçilen Yol werden angezeigt. Alle Posts anzeigen
Posts mit dem Label Az seçilen Yol werden angezeigt. Alle Posts anzeigen

25.11.2010

Az Seçilen Yol…

dark path-970882

Bayramın son günüydü, en yakın arkadaşım ve eşiyle birlikte geçirdiğim çok güzel bir gün sonrasında eve gitmeden önce kitapçının orada beni bırakmalarını söyledim ve dostumun bana tavsiye ettiği kitabı aldım..

Aslında pek sevmiyorum bu tarz kitapları, sürekli şunu düzelt bunu düzelt, kendine şunu de bunu de..Beni çok yoruyor bu satırları okumak bile.

Ancak bu sefer farklıydı..Alır almaz şöyle bir bakayım dedim ve bir anda otobüse nasıl bindiğimi, otobüste nerede durduğumu, ne zaman indiğimi eve nasıl geldiğimi hatırlayamadım. O kadar kaptırmışım kendimi sayfalara..Kitabı bitirmedim, okuduğum sayfa sayısı belki 15 geçmedi ancak satırları dönüp dönüp okuduğumu biliyorum. Hepsi sanki uzun süredir çözmek istediğim bulmacanın anahtarlarını gizliyordu kelimelerde…

Yaşam zordur.

diye başlamıştı ilk satır. İlginç diye düşündüm. Kitapta hep yaşamın kolay olduğunu, ya da kolaylaştırmak için uğraştığımızı söylüyordu. Aslında direnmememiz ve yaşamın zorluğunu kabul etmemiz gerekiyormuş…

Yaşam acı çekmektir.

diyordu. Aslında bir sorunlar dizisi olduğunu ekliyordu. Çok doğru dedim kendi kendime. Neden yaşamın zorluğuna karşı geliyoruz ki? Neden kolaylaştırmak için yaşamımızı zorlaştırıyoruz? Madem asıl olan ruhumuzun olgunlaşması ise, bu ruh, öz acı çekmeden nasıl olgunlaşabilir ki?

Hamdım, piştim, oldum. Hz. Mevlana

Bir meyve bile olgunlaşmadan önce güneşin kavurucu sıcağına ya da kışın dondurucu soğuna dayanıyor, bunları göğüsledikten sonra tadına kavuşuyor. Öyleyse benim ruhum bu sıcağı ve soğuğu görmezden gelerek nasıl istediğim olgunluğa ulaşabilir ki? Sorunları yaşamadan nasıl büyüyebilir ki insan? Bu yüzden yaşam zordur, bu nedenle sorunlar vardır. Ancak esas nokta bu değil, esas olan bu sorunları çözmek.

İşte burada disiplinin devreye girdiği yazıyor kitapta. Kendimizi sorunlarımızdan kaçmamak, onları ertelememek ve çözmek için disipline etmemiz gerekiyormuş. Ancak çoğumuz genelde sorunlardan kaçarız, onları erteler ya da görmezden gelir içimizde büyütürüz. Ben aslında sorunları hep erteleyen, görmezden gelmeye çalışan bazen onları unutursam yok olacaklarını düşünen birisine dönüşmüş olduğumu fark ettim. Böyle değildim, ancak son zamanlarda, son yıllarda bir çok şeyi şu veya bu sebepten ötürü ertelediğimi anladım. Peki siz ne yapıyordunuz şimdiye kadar?

Hemen sıkılmayın bu satırları okuyunca, her şeyin bir çözümü var. Aslında çocukken içgüdüsel olarak sorunlarımızın üstesinden çok rahat bir şekilde gelirken, büyüdükçe bunu unuttuğumuzu hatırlattı bu kitap bana.

Kendimizi disipline etmek.

Disiplin kelimesi benim kabusum olmuştur. Belki ortaokuldan kalma, öğretmenlerin korkutucu sözlerinden ya da bir türlü sonuna kadar getiremediğim diyet programları ya da düzenli spor yapmak için disipline edemediğim bedenim..disiplin deyince aklıma hep bir başarısızlık, bir zorlama, bir sıkıntılı süreç gelmiştir.Belkide az önce bahsettiğim nedenlerden ötürüdür ya da kelimenin tınısı olmadığından, fakat bu sefer disiplin dediğinde kast ettiği aslında farklıymış.

Disiplin için dört araç vardır: Haz duygusunun geciktirilmesi, sorumluluğun kabulü, gerçeğe sadakat ve dengeleme.

Bu kadar basit görünen ancak uygulamada zorlaşan araçlarmış beni disipline edecek olan. Henüz hepsini okumadım, ancak okudukça paylaşacağım öğrendiklerimi. Bu akşamlık bu kadar…

SmilePeace